• Biliyor musunuz?,  Doğanın Enleri

    Dünyanın En Uzun 10 Nehiri

    Dünyada bulunan nehirlerin önemi, uzunlukları ve taşıdıkları su oranı ile bağlantılıdır. Nehir su döngüsü bakımından çok büyük bir öneme sahiptir. Nehirlerdeki suların temel kaynağı ise yağışlardır. Yağmur ya da kar yağışı ile yer yüzüne inen su yüzey akıntıları, yer altı suları biçiminde nehirleri beslerken buzullar gibi doğal kaynakların erimesiyle oluşan suları da bu kaynaklara ekleyebiliriz. Nehirlerin doğduğu yere kaynak, denize döküldüğü yere ağız denir. Dünyanın en uzun nehirleri listesi dünyada bulunan 1.000 km.den daha uzun olan nehir sistemlerini ihtiva eder. Uzunluk kavramı karmaşık ve tartışmalıdır. Değişik kaynaklar bir nehir sistemi hakkında bazen birbirinden farklı bilgiler vermektedir. Bilgi kaynakları farklı ise ortalama bir uzunluk verilmiştir. Şimdi dünyanın en uzun nehirlerinin hangileri olduğuna bakalım.…

  • Biliyor musunuz?,  Haberler

    Doğanın Takviminde 1990’lar

    1970’ler 1980’ler derken geldik 1990’lara . 1990’larda da diğer yıllarda olduğu gibi bir çok doğa olayı ve doğayı etkileyen olaylar meydana gelmiş. Doğanın takviminde 1990’lar… 13 Ocak 1990 Atatürk Barajı’nda su tutulmaya başlandı. 21 Haziran 1990 İran’da 7.3 şiddetindeki depremde 50 bin kişi öldü. 10 Ağustos 1990 Magellan uzay sondası, Venüs’e ulaştı. 21 Ekim 1990 Genel nüfus sayımı: Türkiye’nin nüfusu 56.473.035 1 Aralık 1990 Manş Tüneli’nin Birleşik Krallık ve Fransa’dan başlayan bölümleri deniz dibinin 40 m altında buluştu 29 Nisan 1991 Bangladeş’te meydana gelen kasırga en az 138.000 kişinin ölümüne ve 10 milyon kişinin evsiz kalmasına neden oldu. 5 Kasım 1991 Filipinler’de meydana gelen selde yaklaşık 7.000 kişi öldü. 12 Aralık 1991 Endonezya’daki depremde…

  • Biliyor musunuz?,  Haberler

    Doğanın Takviminde 1980’ler

    1970’lerden sonra 1980’lere bakalım. 1980’ler kimilerinin altın yılları olmuştur. Vazgeçemediği, anılarından silemediği yıllar. Anlata anlata bitirilmeyen , bizim ise dinlemekten yorulmadığımız bir dönem 1980’ler. Hep birlikte bu yıllarda doğada ve doğayı etkileyen neler olmuş bakalım ? 28 Mart 1980 Kayseri’nin Develi ilçesine bağlı Ayvazhacı köyünde, sel nedeniyle meydana gelen toprak kayması sonucunda 60 kişi öldü. 12 Ekim 1980 11. Genel nüfus sayımı yapıldı. Sokağa çıkma yasağı sırasında güvenlik güçleri operasyonlar yaptı, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Türkiye’nin nüfusu: 45.217.556 olarak belirlendi 12 Kasım 1980 NASA uzay aracı Voyager I , Satürn gezegenine en yakın konumuna geldi ve gezegenin halkalarının fotoğraflarını çekerek Dünya’ya gönderdi. 23 Kasım 1980 Güney İtalya’da deprem: yaklaşık 4,800 kişi öldü.…

  • Biliyor musunuz?,  Haberler

    Doğanın Takviminde 1970’ler

    Hiç merak ettiniz mi ? 2020 yılını geride bırakıyorken bundan 50 yıl önce doğayı ilgilendiren neler olmuş? ”50 yıl mı?” diye şaşırıp ”bakalım neler olmuş” diyenlerde ”Zaman nasıl da geçmiş” diyenler de vardır aramızda . O zaman hep beraber 50 yıl geriye gidelim , doğayı etkileyen ve doğada olan biten neler varmış göz atalım. 20 Şubat 1970 Dünyanın 4. büyük köprüsü Boğaz Köprüsü’nün temeli atıldı. Temel atma törenini Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Başbakan Süleyman Demirel açtı. 28 Mart 1970 Ege Bölgesi’nde şiddetli bir deprem oldu. Kütahya’nın Gediz ilçesinde evlerin yüzde 80’i yıkıldı, 1086 kişi öldü. 22 Nisan 1970 Dünya Günü ilk kez kutlandı. 15 Ekim 1970 İstanbul’da kolera salgını olduğu açıklandı. 25 Ekim 1970 Nüfus sayımı yapıldı:…

  • Biliyor musunuz?

    KENELER, YABAN HAYATI VE HABİTAT YIKIMI

    Eklembacaklılar arasında en fazla hastalık yayan kenedir. Yaban hayat, insanlar ve evcil hayvanlar tarafından işgal edildikçe bu hastalıkların sayısı da artmaya devam edecektir. Son yirmi yılda kene kaynaklı patojenlerin %40’ından fazlası keşfedilmiştir. 26 Borrelia burgdorferi bakterisinin neden olduğu lime hastalığı, insanlara ve diğer hayvanlara kenelerden bulaşır. Araştırmalara göre, iki hektardan küçük ormanlar ve bütünlüğü önemli ölçüde bozulmuş habitatlar gibi omurgalı hayvan çeşitliliğinin zayıf olduğu alanlarda bu hastalığa yakalanma riski çok daha yüksektir.27 İsveç’te, karaca ( Capreolus capreolus) popülasyonunda görülen azalma, kene kaynaklı ensefalit (TBE) vakalarında artışa yol açmıştır. Karaca, taşıyıcı kene gelişiminin tüm aşamaları için önemli bir konakçıdır. Bu konakçının giderek daha da az görülmesi, keneleri karacadan sayıca çok daha…

  • Biliyor musunuz?

    ZOONOZLARI ÖNLEMEK İÇİN NE YAPILMALI?

    Zoonozları kontrol etmek veya önlemek için, insanlar konakçı veya vektör türlerin popülasyonlarını azaltmaya çalıştılar. Kontrolsüz şekilde böcek ilacı kullanımı veya enfekte olmuş çiftlik hayvanlarının öldürülmesi gibi sert önlemler alındı. Bu tür müdahalelerin etkileri çeşitli sebeplerden ötürü sınırlıdır: ● Böcekler ve (kene gibi) diğer vektörlerin böcek ilaçlarına ve diğer kimyasal maddelere karşı direnç geliştirmesi ● Konakçı türlerin ekolojisinde beklenmedik değişiklikler ● Alınan tedbirin hedef dışı türler üzerindeki etkileri ● Ekosistemleri etkileyen beklenmedik sonuçların ortaya çıkması-sıtmaya karşı DDT kullanımında olduğu gibi ● Sosyoekonomik etkiler-kuşgribini engellemek için kümes hayvanlarının toplu olarak öldürülmesinde olduğu gibi. Geride bıraktığımız on yıl içinde Tek Sağlık girişimi kapsamında tüm dünyada çalışmalar yürütüldü. Bu stratejik kavram, insan sağlığının diğer…

  • Biliyor musunuz?

    EKOSİSTEMLERİN BOZULMASI VE İNSAN SAĞLIĞINI ETKİLEYEN RİSKLER

    Doğal ekosistemler, biz insanlar dahil, tüm canlıların beslenmesinde önemli rol oynar ve yaşamı destekler. Bu ekosistemleri değiştirmek, bulaşıcı hastalıkların oluşmasına ve yayılmasına zemin hazırlayabilir.20 Habitatların kaybı, doğal ortamların insan eliyle değiştirilmesi ve genel olarak biyoçeşitlilikteki azalma, yeni görülen bulaşıcı hastalıkların yayılmasına etki eden faktörlerdir. 21 Bu durum yollarla gerçekleşebilir: ● Sivrisineklerin çoğaldığı sulama kanalları ve barajlar gibi hastalık vektörü üreme alanlarının çoğalması● Konakçı türlerin daha da yaygın hale gelmesi● Yabani türlerin birbirleriyle ve evcil hayvanlarla yakın temas halinde tutulması ● Farklı türler arasında patojen geçişi ● Avcı türlerin yok oluşu● Hastalık vektörlerinde veya patojenlerde insan müdahalesiyle meydana gelen genetik değişiklikler (örneğin, sivrisineklerin böcek ilaçlarına direnç geliştirmesi ya da intansif hayvancılık…

  • Biliyor musunuz?

    Virüs Nedir? Yapısı Nasıldır? Virüsler Nasıl Bulaşır?

    Virüsler oldukça basit organizmalardır; esasen bir protein kapsülü ile kaplanmış genetik materyalden oluşurlar. Kökenleri bilinmemektedir. Genetik materyale sahip oldukları ve doğal seleksiyon yoluyla çoğalıp evrimleştikleri için, bazı biyologlar tarafından gerçek yaşam formları olarak kabul edilirler. Bununla birlikte, virüsler kendi başlarına üreyemezler; üremeleri için her zaman bir hayvan, bitki, mantar, bakteri veya arke gibi bir konakçı hücreye ihtiyaç duyarlar. Diğer canlıların özelliklerinin hepsine olmasa da bazılarına sahip oldukları için, virüsler “yaşamın kenarındaki organizmalar” olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte, ekolojik düzeyde virüsler, konakçı türlerin popülasyonlarını düzenleyerek ve ekosistem içindeki dengelerini sağlayarak önemli bir görevi yerine getirir. İçerdikleri genetik materyalin türüne bağlı olarak, virüsler sırasıyla çift veya tek iplikli nükleik asitlerden oluşan DNA veya…

  • Biliyor musunuz?

    YABAN HAYATI KAÇAKÇILIĞI, YABAN HAYVANI ETİ VE PANDEMİLER

    Düzensiz yaban hayvanı ticareti ve hayvan parçaları ile doğrudan temas,insanları bu türlerin barındırdığı virüslere ve diğer patojenlere maruzbırakıyor. Yarasalar, Asya misk kedileri, maymunlar, pangolinler ve diğer yaban hayvanı türleriyle temas, tehlikeli zoonotik karakterli hastalıkların ortaya çıkmasına ve yayılmasına katkıda bulunabilir.¹⁶ Tekrarlayan ebola salgınlarının enfekte yaban hayvanlarının avlanması, kesilmesi ve etlerinin işlenmesiyle bağlantılı olması tesadüf değildir. Tarih boyunca, insanlar etleri için yaban hayvanları avladılar. Günümüzde, yaban hayvanı eti tüketimi dünyanın birçok yerinde önemli ölçüde artıyor. Yaban hayvanı eti, özellikle Afrika’da, ormanlarda ve kırsal alanlarda yaşayan düşük gelirli ve gıda güvencesi olmayan haneler için önemli bir besin kaynağı.¹⁷ Sürüngenlerden pangolinlere, antiloplardan su aygırlarına, hatta şempanze ve goril gibi büyük maymunlara kadar birçok…

  • Biliyor musunuz?

    DOĞANIN YOK OLUŞU VE PANDEMİLERİN YÜKSELİŞİ

    “Doğanın Yok Oluşu ve Pandemilerin Yükselişi” başlıklı rapor insan sağlığı ile doğanın birbiriyle yakından ilişkisini ortaya koyuyor. WWF’in (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) “Doğanın Yok Oluşu ve Pandemilerin Yükselişi” başlıklı raporu, insanın, ekosistemler ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri ile bazı hastalıkların yayılması arasındaki bağlantılara dikkat çekiyor. Bu bağlantıların çoğu henüz tam olarak anlaşılamamış olsa da insan sağlığı ile doğanın birbiriyle yakından ilişkisini ortaya koyuyor.Rapora göre; doğal ekosistemlerin tahrip edilmesi ve değiştirilmesi, ormansızlaşma, yaban hayvanı türlerinin yasadışı veya kontrolsüz ticareti, yabani ve evcil türlerin hijyenik olmayan koşullarda bir araya getirilmesi ve satılması, virüs gibi patojenlerin yabani ve evcil hayvanlardan insanlara geçme ihtimalini yükseltiyor. Ayrıca, insan davranışları ve demografik faktörler bu risklerin seviyesini…

  • Biliyor musunuz?

    Bulut nedir, nasıl oluşur, özellikleri ve çeşitleri nelerdir?

    Gökyüzündeki pamuk şekerimizdir onlar. Her bir bulutu muhakkak bir şeylere benzetme çabası içine girmişizdir hepimiz. Hayallerimizi beslemiştir. Kimi zaman izlemekten kendimizi alamadığımız kimi zamanda görüp kaçtığımız bulutlar olmuştur. Ulaşabilsek, tutabilsek onları sarıp sarmalayacağımız da olurdu içlerinde. Rengini belli eder bulutlar. Mutlu bulutlar beyaz, içinde dert taşıyan, kızgın bulutlar ise koyu renklidir. Görmediğimizde onları gökyüzünde bir anlam yükleriz olmayışlarına. Şimdi yere göğe sığdıramadığımız bulutlar hakkında biraz bilgi edilelim ve önce bulut nedir onu öğrenelim . Bulut Nedir ? Bulut, serbest bir hava kütlesinde toplanmış, gözle görülebilir su damlacıkları, buz kristalleri veya her ikisinin karışımından oluşan bir yapıdır. Bulutlar yer seviyesinden yüksekte bulunur. Yer seviyesinde oluşan sığ bulut katmanları ise sis olarak adlandırılır. Bulutlar,…

  • Biliyor musunuz?

    Ormanların Yok Olmasının İklim Değişikliğine Etkisi

    İklim değişikliği Nedir? İklim değişiklikleri, bilimsel olarak klimatoloji dalına göre incelenen bir tür atmosferik ya da astronomik değişikliklerdir. İklim sistemi, içsel ve insani etkiler, Güneş’in periyodik aktiviteleri ve sera gazları, vb. nedenlerden etkilenmektedir.  Gezegenimizin atmosferi tıpkı bir sera gibi çalışır. Yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının neredeyse yarıya yakını yeryüzünden yansır. Atmosferimiz, sera gazı olarak da nitelendirilen karbondioksit, metan, su buharı, ozon, azot oksit vb. gazlar sayesinde yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarının bir kısmını tekrar yeryüzüne gönderir. Bir battaniye işlevi gören sera gazları sayesinde yeryüzündeki ortalama sıcaklık, insanlar, hayvanlar ve bitkilerin hayatını sürdürmesine imkân verecek bir ısı düzeyini, 15°C’yi yakalar. Sera gazları olmasaydı, yeryüzünün ortalama sıcaklığı -18°C civarında olurdu. Sera gazlarının bu doğal…

  • Doğanın Takvimi,  Haberler

    Mavi Ay için geri sayım başladı .

    Doğada nadiren görülen olaylardan biri 31 Ekim Cumartesi gecesi gökyüzünde seyre doyamayacağımız şekilde karşımıza çıkacak. Ayda bir kez meydana gelen dolunay, 2020 yılında içerisinde 13 kez gerçekleşerek Ekim ayı içinde ikinci kez ortaya çıkacak ve herkes “Mavi Dolunay”a tanık olacak. Aynı ay içinde iki defa dolunay görülmesi anlamına gelen “Mavi Dolunay” amatör veya profesyonel fark etmeksizin tüm fotoğraf tutkunlarına görsel bir şölen yaşatacak. Bu dolunayın heyecan veren bir başka özelliği de 1944 yılından bu yana ilk defa dünyanın her yerinden gözlemlenebilmesi olacak.  Bu gökyüzü olayına ‘mavi’ denmesinin ise Ay’ın alacağı renkle bir ilgisi oladığını belirtelim. ‘Mavi Dolunay’ ya da ‘Mavi Ay’ (Blue Moon) ismi, İngilizcede çok sık meydana gelmeyen şeyler…

  • Biliyor musunuz?

    Elkler Doğa İçin Tehdit mi?

    Yerel Türleri Tehdit edebilirler “Elk” olarak da bilinen Kanada geyikleri, geyik türleri arasında sığından sonra en büyük geyiktir ve aynı zamanda da Kuzey Amerika ve batı Asya’nın en büyük kara memelileri arasındadır. Kanada geyiklerinin yaşam alanları, ormanlar ve orman sınırlarıdır. Genellikle otlar, bitkiler, yapraklar ve ağaç kabuklarıyla beslenirler. Yeniden salındıkları ekosistemlerin yerel türlerini mükemmel uyum saglama yetenekleriyle tehdit edebilirler. Üreme Dönemleri Dişi Kanada geyiklerinin çiftleşme dönemi yalnızca birkaç gün sürer ve genel olarak bir düzine deneme içerir. İki yıllık gebelik döneminin ardından sonbaharda dişi geyikler genelde bir çok nadir olarak da iki yavru dünyaya getirir. Pek çok geyik türünde olduğu Kanada geyiklerinin yavruları da doğduklarında noktalıdır. Kanada geyikleri; hayvan çiftliklerine…

  • Biliyor musunuz?

    Nesli Tehlikede Olan Bir Tür; Örümcek Maymunları

    Bilimsel adı Atelidae olan Örümcek Maymunları; Peru’daki Amazon ormanlarının hızla yok edilmesinin ilk kurbanlarıdır. Yeni Dünya primatlarından olan bu maymunların özellikle yavruları tehdit altındadır. Toplam 25 tür barındıran örümcek maymunları familyasında 5 cins vardır. Bu cinslerden yünlü maymun ve örümcek maymunu Peru Amazonları’nın barındırdığı en önemli türlerdendir. Genellikle Orta ve Güney Amerika’da bulunan bu maymunlar ağaçta yaşarlar ve nadiren yere inerler. Dalların arasında dört ayak üzerinde yürüyerek ya da daldan dala kollarıyla tutunup, sallandıktan sonra atlayarak ilerler. Seyrek Üreme Örümcek maymunlarının en dikkat cekici özelliği; çok seyrek üremeleridir. İki yılda bir, 6-8 ay süren gebelikten sonra yalnızca tek bir yavru dünyaya gelir. Yavrunun bakımı neredeyse tamamen dişinin görevidir. Yavru, bir…

  • Haberler

    Yaşamak için Dünyanın Enerjisini Emiyoruz

    Durmadan artan nüfusuyla “insan”ın dünya üzerindeki ağırlığının ne olduğunu bilmek ister misiniz: Gezegendeki yaşamın işleyişini değiştirecek kadar! Dünyanın 0,01 kadarını kaplamamıza rağmen dünyanın geleceğine etkimiz son derece olumsuz. Değişebilecek miyiz? Bugün dünya üzerinde 7 buçuk milyar insan yaşamaktadır. İnsanlığın yaklaşık üçte birinin, dünyadaki denge üzerinde ciddi bir ağırlığı var. Geri kalanlar, yani yoksullar ise tek bir şeyin rüyasını görmektedir. Onlar gibi yasamak ve tüketmek. Bununla birlikte yaşam tarzımız ne iyi ne de sonsuzdur. Sadece dünyanın kaynaklarını tamamen yok ediyoruz, hepsi bu. Bugün çocuklarımızın, en azından bizim gibi yaşamalarını istiyorsak, doğru soruyu sormamız gerekmektedir. Yaşam tarzımızı değiştirebilecek miyiz? İnsanın dünya üzerindeki ağırlığı nedir? 18. yüzyılın başlarında, yeryüzündeki insan nüfusu yaklaşık 650…

  • Biliyor musunuz?

    Sevimli Boz Ayıları Yeterince Tanıyor Muyuz?

    Etobur mu Otobur mu? Ursus arctos bilimsel adıyla kahverengi ayıların bir alt türü olan boz ayılar, genellikle Kuzey Amerika’nın yüksek bölgelerinde yaşarlar. Somonların yumurtalarını bıraktıkları su birikintileri, göller, nehirler ve kıyılarda yaşamayı tercih eden ve genellikle yalnız yaşayan aktif türlerdir. Her yıl dişi boz ayılar ağırlığı 500 gr kadar olan bir ile dört arası yavru dünyaya getirir. Her ne kadar etobur türler arasında değerlendirilseler ve etobur sindirim sistemine sahip olsalar da, boz ayılar aslında hem etobur hem de otobur canlılardır. Sığın, geyik, koyun, elk, bizon ve hatta siyah ayılar da dahil büyük memelileri avlamalarıyla bilinirler. Ekosistemle İlişkileri Boz ayıların kendi ekosistemleriyle yoğun bir ilişkileri vardır. Etli meyve veren bitkilerle karşılıklı…

  • Biliyor musunuz?,  Haberler

    Dünyanın sadece yüzde 0,01’ini oluşturuyoruz ancak canlıların yüzde 83’ünü yok ettik

    Yeni bir bilimsel araştırmaya göre 7,6 milyar insan, yeryüzünde yaşayan bütün canlıların yüzde 0,01’ini oluşturuyor. Ancak buna rağmen ortaya çıktığı ilk günden beri insanlık, gezegendeki vahşi hayvanların yüzde 83’ünün, bitkilerin ise yarısının yok olmasına yol açtı. ‘Proceedings of the National Academy of Sciences’ adlı dergide yayımlanan araştırmaya göre insanlar, yeryüzünün sanılandan çok daha küçük bir kısmını oluşturmasına rağmen canlıların yok olmasına sebep oluyor. Guardian gazetesinde yer alan habere göre, bakteriler dünyadaki biyokütlenin yüzde 13’ünü oluştururken bitkiler ise yüzde 82 ile en kalabalık grup. Böcekler, mantarlar, balıklar ve diğer bütün canlılar ise dünyanın biyokütlesinin sadece yüzde 5’ini oluşturuyor. Okyanustaki hayat ise gezegendeki biyokütlenin yüzde 1’ini temsil ediyor. Araştırmanın başında bulunan, İsrail’deki…

  • Biliyor musunuz?

    Doğa Her Zaman Kazanır mı?

    Yaşam alanımıza kimsenin müdahale etmesini istemeyiz öyle değil mi? Bize aittir. Bir bahçeniz olduğu düşünün ve birileri siz görmeden çöp atıyor. Ne yapardınız? Ya da bir sabah kalktınız ve evinizin hemen önüne görüş alanınızı, manzaranızı kapatan bir tabela bırakıldığınız gördünüz. Bunun sorumlusunu ararsınız tabelayı kaldırması için . Ne kadar çaba gösterseniz de kaldırmadığını düşünün o tabelayı. Artık onunla yaşamayı, bu durumu kabullenmeyi öğrenmelisiniz. Bu durum herkes için geçerli olabilir. Peki kabullenmek yenilmek demek midir? Buna siz karar verin. Doğa da işler nasıl yürüyor görmek ister misiniz ? Bu tarz durumlarda yani doğanın yaşam alanına müdahale ettiğimizde neler oluyor, nasıl tepki veriyor ? Yorumu size bırakıyoruz. Doğa mutlaka bir yolunu bulur.…

error

Doğanın Takvimini beğendiyseniz birşeyler paylaşın.