• Biliyor musunuz?

    KENELER, YABAN HAYATI VE HABİTAT YIKIMI

    Eklembacaklılar arasında en fazla hastalık yayan kenedir. Yaban hayat, insanlar ve evcil hayvanlar tarafından işgal edildikçe bu hastalıkların sayısı da artmaya devam edecektir. Son yirmi yılda kene kaynaklı patojenlerin %40’ından fazlası keşfedilmiştir. 26 Borrelia burgdorferi bakterisinin neden olduğu lime hastalığı, insanlara ve diğer hayvanlara kenelerden bulaşır. Araştırmalara göre, iki hektardan küçük ormanlar ve bütünlüğü önemli ölçüde bozulmuş habitatlar gibi omurgalı hayvan çeşitliliğinin zayıf olduğu alanlarda bu hastalığa yakalanma riski çok daha yüksektir.27 İsveç’te, karaca ( Capreolus capreolus) popülasyonunda görülen azalma, kene kaynaklı ensefalit (TBE) vakalarında artışa yol açmıştır. Karaca, taşıyıcı kene gelişiminin tüm aşamaları için önemli bir konakçıdır. Bu konakçının giderek daha da az görülmesi, keneleri karacadan sayıca çok daha…

  • Biliyor musunuz?

    ZOONOZLARI ÖNLEMEK İÇİN NE YAPILMALI?

    Zoonozları kontrol etmek veya önlemek için, insanlar konakçı veya vektör türlerin popülasyonlarını azaltmaya çalıştılar. Kontrolsüz şekilde böcek ilacı kullanımı veya enfekte olmuş çiftlik hayvanlarının öldürülmesi gibi sert önlemler alındı. Bu tür müdahalelerin etkileri çeşitli sebeplerden ötürü sınırlıdır: ● Böcekler ve (kene gibi) diğer vektörlerin böcek ilaçlarına ve diğer kimyasal maddelere karşı direnç geliştirmesi ● Konakçı türlerin ekolojisinde beklenmedik değişiklikler ● Alınan tedbirin hedef dışı türler üzerindeki etkileri ● Ekosistemleri etkileyen beklenmedik sonuçların ortaya çıkması-sıtmaya karşı DDT kullanımında olduğu gibi ● Sosyoekonomik etkiler-kuşgribini engellemek için kümes hayvanlarının toplu olarak öldürülmesinde olduğu gibi. Geride bıraktığımız on yıl içinde Tek Sağlık girişimi kapsamında tüm dünyada çalışmalar yürütüldü. Bu stratejik kavram, insan sağlığının diğer…

  • Biliyor musunuz?

    EKOSİSTEMLERİN BOZULMASI VE İNSAN SAĞLIĞINI ETKİLEYEN RİSKLER

    Doğal ekosistemler, biz insanlar dahil, tüm canlıların beslenmesinde önemli rol oynar ve yaşamı destekler. Bu ekosistemleri değiştirmek, bulaşıcı hastalıkların oluşmasına ve yayılmasına zemin hazırlayabilir.20 Habitatların kaybı, doğal ortamların insan eliyle değiştirilmesi ve genel olarak biyoçeşitlilikteki azalma, yeni görülen bulaşıcı hastalıkların yayılmasına etki eden faktörlerdir. 21 Bu durum yollarla gerçekleşebilir: ● Sivrisineklerin çoğaldığı sulama kanalları ve barajlar gibi hastalık vektörü üreme alanlarının çoğalması● Konakçı türlerin daha da yaygın hale gelmesi● Yabani türlerin birbirleriyle ve evcil hayvanlarla yakın temas halinde tutulması ● Farklı türler arasında patojen geçişi ● Avcı türlerin yok oluşu● Hastalık vektörlerinde veya patojenlerde insan müdahalesiyle meydana gelen genetik değişiklikler (örneğin, sivrisineklerin böcek ilaçlarına direnç geliştirmesi ya da intansif hayvancılık…

  • Biliyor musunuz?

    Virüs Nedir? Yapısı Nasıldır? Virüsler Nasıl Bulaşır?

    Virüsler oldukça basit organizmalardır; esasen bir protein kapsülü ile kaplanmış genetik materyalden oluşurlar. Kökenleri bilinmemektedir. Genetik materyale sahip oldukları ve doğal seleksiyon yoluyla çoğalıp evrimleştikleri için, bazı biyologlar tarafından gerçek yaşam formları olarak kabul edilirler. Bununla birlikte, virüsler kendi başlarına üreyemezler; üremeleri için her zaman bir hayvan, bitki, mantar, bakteri veya arke gibi bir konakçı hücreye ihtiyaç duyarlar. Diğer canlıların özelliklerinin hepsine olmasa da bazılarına sahip oldukları için, virüsler “yaşamın kenarındaki organizmalar” olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte, ekolojik düzeyde virüsler, konakçı türlerin popülasyonlarını düzenleyerek ve ekosistem içindeki dengelerini sağlayarak önemli bir görevi yerine getirir. İçerdikleri genetik materyalin türüne bağlı olarak, virüsler sırasıyla çift veya tek iplikli nükleik asitlerden oluşan DNA veya…

  • Biliyor musunuz?

    YABAN HAYATI KAÇAKÇILIĞI, YABAN HAYVANI ETİ VE PANDEMİLER

    Düzensiz yaban hayvanı ticareti ve hayvan parçaları ile doğrudan temas,insanları bu türlerin barındırdığı virüslere ve diğer patojenlere maruzbırakıyor. Yarasalar, Asya misk kedileri, maymunlar, pangolinler ve diğer yaban hayvanı türleriyle temas, tehlikeli zoonotik karakterli hastalıkların ortaya çıkmasına ve yayılmasına katkıda bulunabilir.¹⁶ Tekrarlayan ebola salgınlarının enfekte yaban hayvanlarının avlanması, kesilmesi ve etlerinin işlenmesiyle bağlantılı olması tesadüf değildir. Tarih boyunca, insanlar etleri için yaban hayvanları avladılar. Günümüzde, yaban hayvanı eti tüketimi dünyanın birçok yerinde önemli ölçüde artıyor. Yaban hayvanı eti, özellikle Afrika’da, ormanlarda ve kırsal alanlarda yaşayan düşük gelirli ve gıda güvencesi olmayan haneler için önemli bir besin kaynağı.¹⁷ Sürüngenlerden pangolinlere, antiloplardan su aygırlarına, hatta şempanze ve goril gibi büyük maymunlara kadar birçok…

  • Biliyor musunuz?

    DOĞANIN YOK OLUŞU VE PANDEMİLERİN YÜKSELİŞİ

    “Doğanın Yok Oluşu ve Pandemilerin Yükselişi” başlıklı rapor insan sağlığı ile doğanın birbiriyle yakından ilişkisini ortaya koyuyor. WWF’in (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) “Doğanın Yok Oluşu ve Pandemilerin Yükselişi” başlıklı raporu, insanın, ekosistemler ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri ile bazı hastalıkların yayılması arasındaki bağlantılara dikkat çekiyor. Bu bağlantıların çoğu henüz tam olarak anlaşılamamış olsa da insan sağlığı ile doğanın birbiriyle yakından ilişkisini ortaya koyuyor.Rapora göre; doğal ekosistemlerin tahrip edilmesi ve değiştirilmesi, ormansızlaşma, yaban hayvanı türlerinin yasadışı veya kontrolsüz ticareti, yabani ve evcil türlerin hijyenik olmayan koşullarda bir araya getirilmesi ve satılması, virüs gibi patojenlerin yabani ve evcil hayvanlardan insanlara geçme ihtimalini yükseltiyor. Ayrıca, insan davranışları ve demografik faktörler bu risklerin seviyesini…

  • Biliyor musunuz?

    Ormanların Yok Olmasının İklim Değişikliğine Etkisi

    İklim değişikliği Nedir? İklim değişiklikleri, bilimsel olarak klimatoloji dalına göre incelenen bir tür atmosferik ya da astronomik değişikliklerdir. İklim sistemi, içsel ve insani etkiler, Güneş’in periyodik aktiviteleri ve sera gazları, vb. nedenlerden etkilenmektedir.  Gezegenimizin atmosferi tıpkı bir sera gibi çalışır. Yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının neredeyse yarıya yakını yeryüzünden yansır. Atmosferimiz, sera gazı olarak da nitelendirilen karbondioksit, metan, su buharı, ozon, azot oksit vb. gazlar sayesinde yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarının bir kısmını tekrar yeryüzüne gönderir. Bir battaniye işlevi gören sera gazları sayesinde yeryüzündeki ortalama sıcaklık, insanlar, hayvanlar ve bitkilerin hayatını sürdürmesine imkân verecek bir ısı düzeyini, 15°C’yi yakalar. Sera gazları olmasaydı, yeryüzünün ortalama sıcaklığı -18°C civarında olurdu. Sera gazlarının bu doğal…

  • Biliyor musunuz?

    Elkler Doğa İçin Tehdit mi?

    Yerel Türleri Tehdit edebilirler “Elk” olarak da bilinen Kanada geyikleri, geyik türleri arasında sığından sonra en büyük geyiktir ve aynı zamanda da Kuzey Amerika ve batı Asya’nın en büyük kara memelileri arasındadır. Kanada geyiklerinin yaşam alanları, ormanlar ve orman sınırlarıdır. Genellikle otlar, bitkiler, yapraklar ve ağaç kabuklarıyla beslenirler. Yeniden salındıkları ekosistemlerin yerel türlerini mükemmel uyum saglama yetenekleriyle tehdit edebilirler. Üreme Dönemleri Dişi Kanada geyiklerinin çiftleşme dönemi yalnızca birkaç gün sürer ve genel olarak bir düzine deneme içerir. İki yıllık gebelik döneminin ardından sonbaharda dişi geyikler genelde bir çok nadir olarak da iki yavru dünyaya getirir. Pek çok geyik türünde olduğu Kanada geyiklerinin yavruları da doğduklarında noktalıdır. Kanada geyikleri; hayvan çiftliklerine…

  • Biliyor musunuz?

    Nesli Tehlikede Olan Bir Tür; Örümcek Maymunları

    Bilimsel adı Atelidae olan Örümcek Maymunları; Peru’daki Amazon ormanlarının hızla yok edilmesinin ilk kurbanlarıdır. Yeni Dünya primatlarından olan bu maymunların özellikle yavruları tehdit altındadır. Toplam 25 tür barındıran örümcek maymunları familyasında 5 cins vardır. Bu cinslerden yünlü maymun ve örümcek maymunu Peru Amazonları’nın barındırdığı en önemli türlerdendir. Genellikle Orta ve Güney Amerika’da bulunan bu maymunlar ağaçta yaşarlar ve nadiren yere inerler. Dalların arasında dört ayak üzerinde yürüyerek ya da daldan dala kollarıyla tutunup, sallandıktan sonra atlayarak ilerler. Seyrek Üreme Örümcek maymunlarının en dikkat cekici özelliği; çok seyrek üremeleridir. İki yılda bir, 6-8 ay süren gebelikten sonra yalnızca tek bir yavru dünyaya gelir. Yavrunun bakımı neredeyse tamamen dişinin görevidir. Yavru, bir…

  • Haberler

    Yaşamak için Dünyanın Enerjisini Emiyoruz

    Durmadan artan nüfusuyla “insan”ın dünya üzerindeki ağırlığının ne olduğunu bilmek ister misiniz: Gezegendeki yaşamın işleyişini değiştirecek kadar! Dünyanın 0,01 kadarını kaplamamıza rağmen dünyanın geleceğine etkimiz son derece olumsuz. Değişebilecek miyiz? Bugün dünya üzerinde 7 buçuk milyar insan yaşamaktadır. İnsanlığın yaklaşık üçte birinin, dünyadaki denge üzerinde ciddi bir ağırlığı var. Geri kalanlar, yani yoksullar ise tek bir şeyin rüyasını görmektedir. Onlar gibi yasamak ve tüketmek. Bununla birlikte yaşam tarzımız ne iyi ne de sonsuzdur. Sadece dünyanın kaynaklarını tamamen yok ediyoruz, hepsi bu. Bugün çocuklarımızın, en azından bizim gibi yaşamalarını istiyorsak, doğru soruyu sormamız gerekmektedir. Yaşam tarzımızı değiştirebilecek miyiz? İnsanın dünya üzerindeki ağırlığı nedir? 18. yüzyılın başlarında, yeryüzündeki insan nüfusu yaklaşık 650…

  • Biliyor musunuz?

    Sevimli Boz Ayıları Yeterince Tanıyor Muyuz?

    Etobur mu Otobur mu? Ursus arctos bilimsel adıyla kahverengi ayıların bir alt türü olan boz ayılar, genellikle Kuzey Amerika’nın yüksek bölgelerinde yaşarlar. Somonların yumurtalarını bıraktıkları su birikintileri, göller, nehirler ve kıyılarda yaşamayı tercih eden ve genellikle yalnız yaşayan aktif türlerdir. Her yıl dişi boz ayılar ağırlığı 500 gr kadar olan bir ile dört arası yavru dünyaya getirir. Her ne kadar etobur türler arasında değerlendirilseler ve etobur sindirim sistemine sahip olsalar da, boz ayılar aslında hem etobur hem de otobur canlılardır. Sığın, geyik, koyun, elk, bizon ve hatta siyah ayılar da dahil büyük memelileri avlamalarıyla bilinirler. Ekosistemle İlişkileri Boz ayıların kendi ekosistemleriyle yoğun bir ilişkileri vardır. Etli meyve veren bitkilerle karşılıklı…

  • Biliyor musunuz?,  Haberler

    Dünyanın sadece yüzde 0,01’ini oluşturuyoruz ancak canlıların yüzde 83’ünü yok ettik

    Yeni bir bilimsel araştırmaya göre 7,6 milyar insan, yeryüzünde yaşayan bütün canlıların yüzde 0,01’ini oluşturuyor. Ancak buna rağmen ortaya çıktığı ilk günden beri insanlık, gezegendeki vahşi hayvanların yüzde 83’ünün, bitkilerin ise yarısının yok olmasına yol açtı. ‘Proceedings of the National Academy of Sciences’ adlı dergide yayımlanan araştırmaya göre insanlar, yeryüzünün sanılandan çok daha küçük bir kısmını oluşturmasına rağmen canlıların yok olmasına sebep oluyor. Guardian gazetesinde yer alan habere göre, bakteriler dünyadaki biyokütlenin yüzde 13’ünü oluştururken bitkiler ise yüzde 82 ile en kalabalık grup. Böcekler, mantarlar, balıklar ve diğer bütün canlılar ise dünyanın biyokütlesinin sadece yüzde 5’ini oluşturuyor. Okyanustaki hayat ise gezegendeki biyokütlenin yüzde 1’ini temsil ediyor. Araştırmanın başında bulunan, İsrail’deki…

  • Biliyor musunuz?

    Bizonların Geleceği

    Kuzey ılıman iklim bölgesinde dünyanın en büyük bozulmamış ekosistemi olarak değerlendirilen Yellowstone, yeryüzünde yayılmaya da devam eden geriye kalmış en geniş ekosistemi barındırıyor. Üstelik Yellowstone bölgesinin iklimi ılımandan çok ağaç çizgisi altında kalan bölgelerin sınıflandırıldığı dağ etekleri şartlarına sahiptir ve ulusal parkın etrafındaki ormanlar da el değmemiş bölgeler değildir. Kurtların başarılı bir şekilde yeniden doğaya salındığı bu özel ekosistemde, neredeyse kaşiflerin bu kara parçasına ilk ayak bastığı zamanlarda keşfettiği yerel türlerin hemen hepsine hala, rastlamak mümkündür. Yellowstone’da nesilleri tehlike altında olan kurt ve boz ayı da dahil olmak üzere neredeyse 60 memeli türü yaşar. Parkın ev sahipliği yaptığı diğer iri cüsseli memeliler arasında ise dağ keçisi, dağ aslanı, sığın, siyah…

  • Biliyor musunuz?

    Kurtlar; Sosyal Yırtıcılar

    Canidae familyasının en büyük vahşi üyesi olan kurt türünün bilimsel adı; Canis lupus’tur. Bir zamanlar Avrasya ve Kuzey Amerika’da son derece yaygın bir tür olan kurtların sayılarında; yaşam alanlarının tahribatı, şehirleşme, artan insan nüfusu ve yenik düştükleri insan-kurt savaşları nedenleriyle önemli bir düşüş kaydedilmiştir. Kurtlar çekirdek aileler halinde yasayan, sosyal yırtıcılardır. Çekirdek aileler üremek için bir araya gelen ve besin ile üreme haklarını ellerinde tutan bir çift kurttan ve yavrularından oluşur. Bu haklar ebeveynlerden öz yavrularına ya da koruma altına aldıkları baska kurtların yavrularına aktarılır. Eşlerden biri ölmediği takdirde çiftleşen kurtlar yaşamları boyunca bir arada kalırlar. Eşlerden birinin ölmesi halinde ise, derhal yeni bir çift oluşturulur, Kurtlar bölgelerini, kokularıyla işaretleyerek,…

  • Biliyor musunuz?,  Gezilecek Yerler

    BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK CENNETİ: YELLOWSTONE

    Dünyanın ilk ulusal parkı olan Amerika’daki Yellowstone’u görmek ister misiniz? İşte gayzerleri ve barındırdığı türlerin çeşitliliğiyle bilinen Yellowstone harikası! Dünya Mirası Dünya tarihinin ilk ulusal parkı olan Yellowstone, Amerika’nın üç eyaletinin kesiştiği bir noktada yer almaktadır. Pek çok açıdan özel olan bu park; 1872 yılında başkan Ulysses S. Grant döneminde, dünyanın ilk ulusal parkı ilan edilmiştir. Barındırdığı büyük gayzerlerin yanı sıra, kuşlar, balıklar, memeliler ve sürüngenlerin yüzlerce türüne ev sahipliği yapmaktadır. Dünyadaki sıcak su kaynaklarının yarısı burada bulunur, park 1978’de Dünya Mirası olarak kabul edilmiştir ve neredeyse dokuz bin km2’ye yayılan geniş bir alanı kaplamaktadır. Deprem Gölü Yellowstone içindeki en ünlü gayzer; ki bu aynı zamanda dünyada da en bilinen…

  • Biliyor musunuz?

    Kozmetik Uğruna Geleceğimizi Yok Ediyoruz.

    Kullandığımız pek çok kozmetik ve gıda ürünlerindeki bitki yağını palmiyeler sağlıyor. Endonezya’da ormanlar insan ve çevresinin aleyhine bitki yağı elde etmek için yok ediliyor. Yağ palmiyesi denen türden kozmetik sanayinde kullanılan ve tohumlardan çıkarılan yağlar elde ediliyor. Bu yağ türü, genellikle yemeklerde margarin olarak kullanılmaktadır. Hurma yağını en çok kullanan ülkelerin başında ise Çin gelmektedir. Ancak hurma yağının tadının ve kokusunun kötü olduğu söylenmektedir. Ucuz olması sebebiyle margarin sanayinde soya yağının alternatifi olarak kullanılır. Bu sebeple her yıl yüz binlerce ton hurma yağı ithal edilir. Bugün Endonezya’da plantasyonlara karşı konulamıyor. Çünkü yargı ve hükümetin de desteklediği bir ormansızlaştırma projesi yürürlükte. Yerel halk ise her fırsatta silahsız, güçsüz ve çaresiz olduğunu…

  • Biliyor musunuz?

    EKOLOJİK EVLER; Geleceğin Mimarisi

    İnsanoğlu bencilliğiyle gezegenin sırtında ağır bir yük oluşturuyor. Ancak her şey bazen o kadar da kötü olmayabilir. İşte ekosistemimizin geleceği için çok önemli, Üstelik pozitif bir insan faaliyeti: Ekolojik Evler! Doğal Kaynakların Mimaride Kullanımı Gezegenin üzerindeki ağırlığımızı mimari olarak da azaltabiliriz. Nasıl mı? Muhteşem Ekolojik Evler sayesinde! Gezegenimiz üzerindeki ağırlığımızı hafifletmek, sadece yiyip içtiklerimiz ya da giydiklerimizle sınırlı değil. Ekolojik dengeyi altüst etmeden, biyolojik çeşitlilik döngüsü içindeki yerimizi ve diğer türlere bağımlılığımızı kabul etmek; sadece başlangıç. Mimari boyutta da gezegenin sırtında epey bir yük oluşturduğumuzu kabul etmeliyiz. Buradan hareketle, dünyada her geçen gün biraz daha yayılmakta olan başka bir doğal kaynak kullanım yöntemi daha gelişiyor: Ekolojik evler! Doğal kaynakların mimaride…

  • Biliyor musunuz?

    Endonezya’nın Tükenen Tropikal Cenneti

    Güneydoğu Asya ve Okyanusya’da Endonezya yer alır ve burası, 20 bine yakın adadan oluşan bir cumhuriyettir. Üstelik 230 milyon kadar olan nüfusuyla dünyanın “Nüfuslarına göre ülkeler listesinin” en kalabalık dördüncü ülkesidir. Endonezya takımadaları eski yüzyıllardan beri önemli ticaret bölgeleri olarak görülür. Pek çok farklı dil, din ve kültüre sahip etnik gruplardan oluşan adalar ülkesi, orman ürünlerinde de dünya ülkeleri arasında ikincidir. Kerestesi değerli olan abanoz ve hint meşesi ağaçları, kauçuk ormanlarından elde edilen kauçuk ve kina ağacı kabuklarından elde edilen kinin ülkede en çok üretilen ve satışı yapılan orman ürünleridir. Ormanlar ise devlet kontrolündedir. Ancak ormanların ülke ekonomisinde böylesine önemli bir yeri olan Endonezya’nın her bölgesinde manzara bu kadar da…

  • Ekme-Budama-Aşılama

    Orangutanları Müzelerde mi Göreceğiz?

    Ormanların yok oluşundan en çok etkilenecek tür; gezegenin vahşi yaratıkları, son orangutanlar. Bu gidişle orangutanlar tamamen ortadan kalkmış olacak. Orijinal ade Endonezya dillerine göre “orang hutan” olan orangutan: orman adam anlamına gelmektedir. Primatlar takımının büyük insansı maymunlar familyasına ait olan orangutanların Borneo türleri nesillerinin tükenme tehlikesiyle mücadele ediyor. Orangutanların kollarının uzunluğu bacaklarının uzunluğunun iki katı kadardır. Parmakları ise dallara daha iyi tutunmalarını sağlayacak sekilde kıvrık yapıdadır. Ve orangutanlar zamanlarının neredeyse tamamını ağacların üzerinde geçirirler. Meyveler, orangutanların besinlerinin yüzde 60 ile 90’ını oluşturur. Tatlı ve dolgun meyvelere düşkünlükleri vardır. Borneo orangutanları: taze yapraklar, böcekler, bal ve kuş yumurtalarını da içeren 300’ün üzerinde farklı besin tüketirler. Dişilerin ağırlığı 45 kg’a. erkeklerinki ise…

  • Biliyor musunuz?

    Dünyanın Buzulları Bitiyor mu?

    KAYBEDİLMEYECEK BUZULLAR Yoğun tarım ve sulamaya bağlantılı sorunlar gezegenimizi etkiliyor. Küresel ısınmanın da çok uzak olmayan sonuçlarını yaşamaya başladık. Gezegenin buzları hızla eriyor! Beyaz Leydi Monte Bianco, 5 bin metreye yaklasan yukselik ile Alpler’in en yüksek dağıdır. Beyaz (Ak) Dai anlamına gelen Mont Blanc, bazen Beyaz Leydi demek olan La Dame Blanche olarak da anılır. Alp Sıradağlarının üzerindeki bu dağ, Fransa, İtalya ve İsviçre’nin sınırında yer alıyor. Güneydoğu etekleri İtalya’da, kuzeydoğu etekleri ise Fransa’da bulunur. Dağın yüksek bölümleri ise buzullarla kaplı. Fransa ya ait kısmında, dağdan aşağı Géant buzulu inerek Mer de Glace, yani Buz Denizini oluşturuyor. Ancak her yıl 25 binden fazla kisinin tımandığı bu tepeye adını veren buzullar…

error

Doğanın Takvimini beğendiyseniz birşeyler paylaşın.