Haberler

Çevre kirliliği Aydın’da kanser ve ölüm sebebi

Türkiye’nin çevre performansı endeksi kötü. Türkiye dünyada 180 ülke arasında Doğa ve Yaban hayatı-Milli parkları korumada 177’ci, Önemli türleri korumada 179’cu sırada yer almaktadır. Çevre sağlık sorunları kategorisinde ise 81’ci sırada yer almaktadır. Çevrenin faktörlerin sağlık sonuçları üzerine nasıl bir etkisi var diye baktığımızda Dünya Sağlık Örgütüne(DSÖ) bildirilen hastalıkların yüzde 80, kanserin yüzde 90, ölümlerin yüzde 25 sebebinin çevresel faktörler olduğu görülmektedir. Dünyada her yıl 12.7 milyon insan çevre kirliliğine bağlı ölüyor, 1.7 milyon insan ise kanser oluyor. Çevresel faktörler ile yoksulluk arasında da ilişki bulunmaktadır. Dünyada çevresel kirlilik kaynaklı ölümlerin yüzde 92’i, kansere bağlı ölümlerin yüzde 70’i Düşük-Orta gelirli ülkelerde görülmektedir. Ve kirlilik kaynaklı hastalıklara Orta gelirli ülkeler, Yüksek gelirli ülkelere göre 7 kat daha fazla para harcamaktadır.
Aydın’ın en önemli çevre kirlilik sorunları su-hava-atık-toprak kirliliğidir.

Büyük Menderes Nehri şu anda Türkiye’nin en kirli 3’cü nehri olup, Büyük Menderes Havzasına bolluk-bereket-sağlık değil, yoksulluk-fakirlik-hastalık-ölüm ve göç getirmektedir. Büyük Menderes Nehrini kirleten en önemli unsurlar ise arıtılmadan atılan endüstriyel ve kentsel atıksular, jeotermal akışkanlar, zeytin karasuyu, zirai ilaçlar ve gübreler, maden atıkları gelmektedir.
Son yıllarda B. Menderes Nehrini kirleten unsurlar arasında jeotermal atıksular ön plana çıkmaktadır. B.Menderes Havzasında hali hazırda 35 tane jeotermal santral(JES), 1000’in üzerinde kuyu bulunmakta olup bunlardan yılda 80 milyon tondan fazla akışkan B.Menderes Nehrine bırakılmaktadır. Bu akışkanlar içinde pek çok ağır metal, kimyasal ve radyoaktif madde olsada, bunlardan en önemlileri arsenik, bor, kadmiyum ve kurşundur. Daha fazla para kazanmak için reenjekte edilmeyip B.Menderes Nehrine akışkanların bırakılması sonucu nehir suyunda yapılan çalışmalarda normale göre Bor’un 150, SAR’ın 6, EC’in 15 kat attığı saptanmıştır. Yine yapılan çalışmalarda akışkanların salınımı sonrası B.Menderes Nehri içinde yaşayan balık ve soğansı bitkilerin, bu su ile sulanan topraklarda yetişen tarımsal ürünlerin genetik yapılarının bozulduğu saptanmıştır. Akışkanlar içinde en fazla bulunan Bor kirliliğine bağlı olarak şu anda B.Menderes Havzasında 130.000 hektar sulama alanı Bor kirlilik tehlikesi altında ve B.Menderes Havzasında yetişen bitkilerin yüzde 80’de Bor toksik değerlerde bulunmaktadır. Bor ile yapılan çalışmalarda ise Bor’un soğansı bitkilerin kök hücrelerinde kromozom anomalisi yaptığı saptanmış. JES’ler sadece yerüstü değil yeraltı sularını da kirletmektedir. Oysaki Aydın içme ve kullanma su ihtiyacının yüzde 80’nini yeraltı sularından karşılamaktadır. Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 yılında B.Menderes Havzasındaki yeraltı sularının yüzde 55.3’nün kötü olduğunu açıkladı. 2010 yılında Dokuz Eylül Ü.’si araştırmasında B.Menderes Havzasında yeraltı sularında Arsenik normalden 56 kat fazla bulunmuş. 2016 yılı İzmir Yüksek Teknoloji Ü.si araştırmasında ise B.Menderes Havzası yeraltı sularının yüzde 28’nin jeotermal akışkan ile karışım gösterdiği saptanmış. Jeotermal akışkanlar ile B.Menderes Havzasında yapılan çalışmada ise jeotermal akışkanların tarımsal ürünlerin kök hücrelerinde genetik değişiklik yaptığı gösterilmiş.

Aydın’daki jeotermal kaynakların jeolojik özelliğinden dolayı JES’lerin saldığı buharın içinde bulunan yoğuşmayan gaz miktarı, buharın ağırlıkça yüzde 21’ni oluşturmaktadır. Dünyadaki jeotermal kaynakların saldığı buhar içinde bulunan ortalama yoğuşmayan gaz miktarı ise yüzde 1-2’dir. Yoğuşmayan gazların en önemlileri ise karbondioksit, kükürt dioksit, hidrojen sülfür, civa, amonyak, metan, etan, radon ve toryumdur. Aydın’da herkesin rahatsız olduğu çürük yumurta kokusunun sebebi JES’lerin saldığı kükürt dioksit ve hidrojen sülfürdür. Aydın’da 2018 yılında yapılan araştırmada JES’lere yakın noktalardan yapılan ölçümlerde hidrojen sülfür miktarı DSÖ’nün temiz hava için belirlediği normal sınır değerlerinden 1500-3000 kat fazla, yıllık ortalama hidrojen sülfür değerinden 6 kat fazla saptandı. Aydın’da JES’ler saldığı buhar ve yoğuşmayan gazlar Aydın’da bağıl nemin ve asit yağmurlarının artmasına sebep olmaktadır.
Hava kirliliği sağlığa yönelik ilk 10 risk faktöründen biri ve direkt kanserojendir. Aydın ise yaz dönemi Türkiye’de kükürt dioksit kirliliğin en fazla olduğu ikinci il olup, bununda sebebi JES’lerdir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2017 yılı raporuna göre Aydın’da toprak kirliliği yapan en önemli ikinci sebep JES akışkanlarıdır. JES akışkanları ile sulanan topraklarda yapılan ölçümlerde, toprakta 50-90 cm derinlikte arsenik, bor, mangan, molibden, kadmiyum ve nikel saptanmış. Aydın topraklarındaki kirlilik B.Menderes Nehrinden 5 kat fazladır. Nitekim 2008 yılında yapılan çalışmada B.Menderes Nehir suyu ile sulama yapılan tarımsal ürünlerle , B. Menderes Nehir suyu ile sulanmayan tarımsal ürünlerde ölçümü yapılan ağır metallerin en üst seviyeleri arasındaki fark kurşunda 1000, kadmiyumda 120, bakırda 64, çinko ve demirde 9 kat olarak saptanmış. Germencik-Alangüllü’de 2010 yılında yapılan çalışmada ise JES’lere yakın topraklarda yetişen tarımsal ürünlerde fiziksel, kimyasal, ağır metal ve radyonükleit kirlenme saptanmış. Benzer sonuçlar Buharkent ve Pamukören’deki JES’lere yakın yetişen incir, zeytin ürünlerinde de bulunmuş.

B.Menderes Havzasında bulunan JES’lerin incir, zeytin, pamuk ve üzün tarımsal ürünlerine verdiği zararın en önemli sebebi JES’lerin saldığı gazların sebep olduğu bağıl nem artışı ile JES’lerin yerüstü ve yeraltı su kaynaklarına bıraktığı akışkanlar sebebi ile sularda bor miktarının artışına sebep olmasıdır. JES’lerin bu kirletici etkilerine bağlı olarak incir, zeytin, pamuk, üzümde verim ve kalite azalmakta, tarımsal ürünler ağır metaller ile kirletilerek sağlıklı ürün vasfını kaybetmektedir. İzmir Ticaret Borsası 2019 yılında yaptığı açıklamada incirde sıfır olması gereken kükürt oranının yüzde 15 çıktığını, üstelik sadece incir değil, zeytin ve patlıcan gibi çok sayıda ürününde bu durumdan olumsuz etkilendiği belirtti. Tüm bu kirliliklere bağlı olarak incir, 2016 yılında İtalya’da en tehlikeli 2’ci ürün olarak bulunmuştur.
Aydın’da JES’lerin çevreye verdiği zarardan sadece JES’lere yakın yerüstü ve yeraltı sular, topraklar, tarımsal ürünler değil ayrıca ufak ve büyükbaş hayvanlarda etkilenmektedir. Argavlı, Uzunkum, Alangüllü, Pamukören’de yapılan çalışmalarda JES’lere yakın büyük ve ufak baş hayvanların et ve süt verimlerinin azaldığı, hayvanların döle gelmediği, düşük ve anomalili doğumların, ölümlerin arttığı saptanmış.
2011 ve 2015 yıllarında Aydın’da yapılan çalışmalarda inek sütlerinde kurşun, demir, çinko, mangan ve kadmiyum yüksek düzeylerde saptanmış.
2019 yılında yapılan çalışmada ise Aydın’da bal, polen ve propoliste DSÖ’nün belirlediği sınır değerlerinin üzerinde kurşun, çinko, bakır ve kadmiyum saptanmış. Arı ürünleri arasında en fazla ağır metal birikimi propoliste gözlenmiş. Propolis içinde en fazla Bor’un ölçüldüğü ilçeler ise Aydın’da en fazla JES’lerin bulunduğu Germencik, İncirliova ve Yılmazköy olarak bulunmuş.

Burada sorulması gereken soru ise şudur; Aydın’da inek ve arı sütlerini ağır metaller ile kirleten JES’ler, bebeklerini emziren annelerin sütlerini hangi oranda ağır metaller ile kirletmektedir?
B. Menderes Nehrinde giderek artan kirliliğe bağlı olarak su içindeki yaşayan balık ve bitkiler dışında, sularda yaşayan su kuşları da etkilenmektedir. Nitekim 2016 yılında Orman ve Su İşleri Bakanlığının yaptığı araştırmaya göre Bafa gölü, B.Menderes Deltası ve Azap Gölünde su kuş tür sayısı yüzde 38, su kuş sayısı yüzde 47 azalmış olarak bulunmuş. B. Menderes Havzasında artan kirliliğe bağlı olarak havzada ekolojik riskte artmaktadır. 2012 yılında yapılan çalışmada B.Menderes Havzasında en fazla ekolojik riskin olduğu il Aydın olarak bulunmuş.
B.Menderes Havzasında yapılan pek çok çalışmada B.Menderes Nehrinin kirli suları içinde yaşayan balık ve bitkilerde, bu sular ile sulanan tarımsal ürünlerin genetik yapılarında değişiklikler saptanmış. Peki B.Menderes Nehrine yakın yaşayan ve ağır metaller ile kirletilen tarımsal ürünleri tüketen insanların genetik yapıları bu durumdan ne ölçüde etkilenmektedir? 2008 yılında Adnan Menderes Üniversitesi( ADÜ) tarafından Kuyucak, Nazilli, Bozdoğan, Söke, İncirliova, Efeler, Karacasu’da yaşayan insan kan örneklerinde yapılan çalışmada, kan örneklerin yüzde 45 ile yüzde 67’de gen polimorfizmi saptanmış. Gen polimorfizmi ile kanser arasında ise yatkınlık var. Aydın’da B.Menderes Nehrinde en fazla su kirliliğin ölçüldüğü ilçeler ile B.Menderes Nehrine en yakın mesafede insanların yaşadığı ilçeler, Aydın’da nüfüs başı en fazla ölümlerin ve en fazla ölüm artışlarının olduğu ilçeler, kan örneklerinde en fazla gen polimorfizminin saptandığı insanların yaşadığı ilçeler aynılarıdır.

Peki jeotermaller kanser yapmakta mıdır?

İzlanda’da 30 yıl süren çalışmalarda JES’lere yakın yaşayanların zehirli gazlara ve sıcak sulara maruz kaldıkları, jeotermal alanda ikamet süresi ile kanser arasında pozitif ilişki olduğu, jeotermal alanda yaşayanlarda kanser-ölüm ve intiharların arttığı saptanmış. Benzer sonuçlar Yeni Zelanda, Portekiz, İtalya’da yapılan çalışmalarda da bulunmuş. İtalya’da yapılan farklı bir çalışmada ise JES’lerde çalışan işçilerde ölüm ve plevra konserleri fazla saptanmış.

Peki Aydın’da kanser ve kansere bağlı ölümlerin durumu nedir?

Kanser dünyada ölüme en fazla sebep olan 2’ci hastalıktır. ADÜ Hastanesinde yapılan çalışmada, 2009 yılında kanser ADÜ Hastanesinde birinci ölüm sebebi olarak bulunmuş. ADÜ Hastanesinde kansere bağlı ölümler 2008-2009 sürecinde yüzde 38 artmış. Yine ADÜ Hastanesinde kansere bağlı ölümler Türkiye’deki tüm Sağlık Bakanlığı Hastanelerine göre 2008 yılında yüzde 63, 2009 yılında yüzde 133 daha fazla meydana gelmiş.
İzmir Halk Sağlığı Müdürlüğü 2014 yılında Türkiye’de insanların yaşam boyu kanser olma yığılımlı risklerini yayınladı. Bu yayına göre içinde Aydın’ın da olduğu İzmir Bölgesinde erkekler Türkiye ortalamasından yüzde 25 daha fazla kanser olmakta. Erkeklerde en sık Akciğer kanseri görülmektedir. İzmir Bölgesi erkekleri ise Türkiye ortalamasından yüzde 31 daha fazla Akciğer kanseri olmaktadır. Kadınlarda en sık Meme kanseri görülmektedir. İzmir Bölgesi kadınları ise Türkiye ortalamasından yüzde 16 daha fazla Meme kanseri olmaktadır.
TÜİK verilerine göre 2018 yılında Türkiye’de yaşayan 195, Aydın’da yaşayan 141 kişiden 1 tanesi öldü.
2018 yılı Aydın ölüm nedenlerine baktığımızda, Türkiye ortalamasına göre Aydın’da dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümler yüzde 30, solunum sistemi hastalıklarına bağlı ölümler yüzde 38, kansere bağlı ölümler yüzde 15, toplam ölümler yüzde 28 daha fazla meydana gelmiştir.
Heredot’a göre Aydın, dünyada gök kubbe altındaki en güzel toprak parçasıdır. Aydın Türkiye’de dağlarından yağ, ovalarından bal akan il olarak bilinmektedir.
Ne yazık ki Aydın için söylenen bu tabirler artık sadece tarih kitaplarında kaldı.
Aydın’da JES’lerin oluşturduğu ekolojik tahribatın en önemli sebebi, JES’lerin kurulurken ve çalışırken izinsiz kurulması-denetimsiz çalışması-kamu korumacılık kalkanı altına alınması dışında, Aydın’ın toprak yüzölçümünün yüzde 85’in jeotermal kullanımına açılması, Aydın’ın Avrupa’nın toprak yüzölçümünün 10 binde 1,5 kısmına sahip olmasına rağmen Avrupa’da jeotermal kaynaklarına bağlı üretilen toplam elektrik enerjisinin yüzde 24’ü tek başına üretmesidir.
B.Menderes Havzası ve B.Menderes Nehri bugün Türkiye’nin en kirli su ve toprak varlıklarına, kirli tarımsal ürünlerine sahiptir. Ne yazık ki bugün bu kirliliklere bağlı olarak Aydın dağlarından ve ovalarından zehir, yoksulluk, yolsuzluk, hastalık, ölüm, göz yaşları akar hale gelmiş, B.Menderes Havzası hızla çölleşme ve çoraklaşma sürecine girmiştir.

Ses Gazetesi Dr. Metin Aydın

Yazımızı beğendiysen aşağıda beğen tuşu ile bu gösterebilir, sosyal medya hesaplarından paylaşabilir ve yeni yazılar geldiğinde e-posta ile haberdar olmak için takip edebilirsin. (Follow)

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error

Doğanın Takvimini beğendiyseniz birşeyler paylaşın.