Biliyor musunuz?

DOĞA KATLİAMLARI “SİYANÜR”

Suyu “Düşman” İlan Ettik

Su, hayatın kaynağıdır. Buna rağmen dünyanın her bölgesi, kirli su atıklarını denizlere ve nehirlere boşaltan boru sistemleriyle dolu. Hayatımızın kaynağına düşmanımız gibi davranıyoruz. Henüz bozulmamış akarsu ve nehir yataklarındaki mikroorganizmalar, düşük seviyedeki kirlilikle baş edebilirler. Ancak tonlarca zehirli endüstriyel
atık bir seferde bu nehirlere boşaltılırsa sonuçlar felaket olur. Etkilenen türlerin ve faunanın yaralarını sarıp eski haline dönmesi uzun yıllar sürer. Dünyanın dört bir yanı, felaketler ve yüksek konsantreli toksik atıkların sürekli atılımıyla kirlenen ve asla tamamen iyileşemeyen nehir sistemleriyle dolu. Romanya’da 4 bin kilometreye yakın nehrin tamamen öldüğü biliniyordu. Ardından gelen Baia Mare felaketiyle beraber 700 km uzunluğundaki Macar nehri Tisa da tarihin en korkunç kirliliğini yaşadı.

Rejenerasyon Girişimi

Baia Mare siyanür felaketinin Tisa nehri ve onun ekosistemine yol açtığı çevresel etkileri onarmak için bir rejenerasyon programı başlatıldı. Başta Macaristan hükümeti olmak üzere pek çok çevre kuruluşu da programa destek verdi. Nehir sistemi maden yatakları tarafından tehdit altında tutulduğu ve gelecek siyanür sızıntılarının tamamen önlendiği garantisi verilemediği sürece, yapılmış ve yapılacak tüm çalışmalar boşa gidecek. Yeni rejenerasyon programlarını hayata geçirmeden önce, riskli bölgelerin tanımı yapılmalı. Yıllardır kaydedilen Tisa ve havzalarına küçük büyük pek çok atık sızıntısı olayı riskin devamlılığını kanıtlar.

Özetle, Baia Mare Aurul olayı, Romanya madenlerinden kaynaklanan ilk felaket değildi. Risk hiçbir zaman ortadan kalkmadı. Baia Mare olayının büyüklüğü sadece madencilik endüstrisinin taşıdığı çevresel riskin tüm dünyaca fark edilmesini sağladı. Bundan önce pek çok zehirli atık Tusa’yı vurmuştu, gelecekte bu olayın tekrarlanmayacağı da kesin değil.

Kaderler Aynı

Siyanür felaketi, boylu boyunca sadece Tisa üzerinde etkili olmadı/Tisa’yi besleyen ya da onunla besleyen diğer Irmaklar ve bağlantısı olduğu nehir sistemlerinin tamamen bu zehirle boyandı. Üstelik Tisa’nın başına gelenler ne ilk ne de sondu. 1999 yılında Tisa nehrinin Mures havzasına akan Aries nehri, Baia de Aries madeninden sızan binlerce metreküp siyanürlü atık sıvı ile kirlenmişti. Ülkenin diğer bölgelerindeki maden yataklarından da her an nehir sistemlerine zehirli ayıklar taşarak akabilir. Çevrede yalnızca altın ve gümüş madenler yer almıyor. Uranyum madenleri de çok sayıdaki maden yataklarının büyük bölümünü oluşturuyor. Tisa nehri yıllardır yaralarını sarmaya çalışırken, bir anda yok olma riskiyle yaşıyor.

Siyanür ve İnsan

Daha önce de belirttiğimiz gibi, siyanür toksik bir maddedir ve gerek direk temas, gerekse vücuda dolaylı yoldan alınması ölümcül sonuçlar taşır. Siyanür solumayla dahi zehirleyici etki gösterir. Isıya maruz kaldığında ise ayrışır ve zehirli bir duman salmaya başlar. Bir insan belirli miktarlardan fazla siyanüre maruz kalırsa ilk olarak beyin, kalp ve akciğerler etkilenir. Bunu koma ve ölüm takip eder. Siyanür, vücuda besin maddeleri ya da su yoluyla sindirim sistemi vasıtasıyla alınırsa zehirlenme başlar. Nefes darlığını nöbetler ve kasılmalar takip eder. Siyanür, organizma hücrelerinin oksijeni kullanmasını engeller. Yüksek miktarda siyanür solunumu komaya, nöbetlere ve kalp krizine ve sadece birkaç dakika sonra da ölüme neden olur. Düşük dozlara maruz kalındığında ise halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı ve nefes darlığı görülür. Koma halini takiben derinin rengi pembeleşmeye başlar. Bir insanın siyanür zehirlenmesi geçirdiği düşünülüyorsa, hasta derhal siyanürün bulunduğu tahmin edilen ortamdan uzaklaştırılır. Temasla zehirlenme varsa, derinin teması gerçekleştiren bölgeleri ve gözler bol sabunlu suyla temizlenir. Zehirlenmeden etkilenmemek için suni teneffüs yapılmaması gerekir. Hatta hastayla direk temas da sakıncalıdır. Yapılacak en önemli şey zehirlenen kişiye oksijen verilmesidir.

TUNA NEHRİ KIZIL ZEHİR

Pek çok ülkeyi gezerek Karadeniz’e dökülen ünlü Tuna Nehri, yine insanoğlunun hataları nedeniyle maruz kaldığı zehirli atıklardan gördüğü zararları telafi etmeye çalışıyor.

Muhtesem Tuna

Tuna, Volga Nehri’nden sonra Avrupa’nın en uzun ikinci nehridir. Uluslararası bir geçiş yolu olduğu için dünyanın her yerinde bilinen nehirler arasındadır. Brege ve Brigach dağ ırmalaırnın birleşmesiyle oluşan Tuna, Almanya’nın güneyinde doğar. Tuna’nın kaynağı Donau-Eschingen’den yola çıkar ve Brigach’a döküldüğü yerden itibaren de Tuna adını alır.

Tuna’nın uzunluğu kaynağından Karadeniz’de döküldüğü bölgeye kadar 3 bin metreye yakındır. yukarı Orta ve aşağı Tuna olarak üç bölüme ayrılan Tuna Nehri, kaynağından yola çıkıp denize dökülene kadar 10 ülkeden geçer. Bu ülkerle arasında Almanya, Macaristan, Bulgaristan ve Romanya da vardır. Suları taşımacılık için oldukça elverişli olan Tuna’da Hollanda’dan yola çıkıp Karadeniz’e geçiş yapılabilir.

Felaket Geliyorum Dedi

On ülkenin sularından faydalandığı ünlü Tuna Nehri, 2010 yılının sonlarında büyük bir felaketle yüzyüze geldi. Tuna’nın Macaristan’dan geçen kısmi bir çevre felaketinin kurbanı oldu. Ajka şehrindeki Veszprem bölgesinde bir alüminyum fabrikasının iki seti yıkıldı. Setin içeride tuttuğu 700 bin metreküp kimyasal zehirle kaplı kızıl bir çamur serbest kaldı. Kızıl zehirin Orta Avrupa’nın en önemli ırmaklarından biri olan Tuna’ya ulaşması çok sürmedi. Sadece Tuna değil, ona karışan Raba ırmağı da kimyasal zehirlerden etkilendi ve ırmağın alkalinite seviyesi inanılmaz düzeylere çıktı. Yine insan ihmalkarlığıyla doğaya salınan binlerce metreküp zehirli atık, öyle bir çevre kirlenmesine sebep oldu ki yok olmanın eşiğine gelen bölge ekosisteminin eski hale dönmesinin yıllar süreceği belirtiliyor.

Pek Çok Nehir Kirlendi

Kimyasal zehirli kızıl çamur hızla Tuna’ya doğru ilerlerken dünya ülkelerini endişelendirirken, Marcali Nehri’ndeki balık türleri de dahil tüm canlılar kızıl zehir nedeniyle yok oldu. Zehrin yayıldığı bölge milyonlarca litre sirke ve yüz binlerce ton kireçle kaplandı. Kızıl çamurun önü kesilemedi ve Tuna’nın Slovakya Macaristan sınır şehirlerinde yer alan bölgelerine ulaşarak balıkların ölümüne yol açtı. Bir fabrikanın basit bir setinin yıkılması sonucu saçılan yoğun zehirli atık tabakası, dört kişinin de ölümüne sebep oldu. 100’den fazla insan da zehirle temas ettiği için hastanelik oldu. Zehirli çamur bir iki gün içinde 40 km2’lik bir alana yayılarak pek çok şehri esir etti.

Ekolojik Bir Trajedi

Kimyasal zehirleri taşıyan kızıl çamurun sebep olduğu felaket, ekolojik bir trajedi olarak tarihe geçti. Zehirli atık tabakasının Tuna Nehri’ne karışmasıyla oluşacak kirliliğin Tuna’nın geçtiği altı ülkeyi de etkileme ihtimali herkesin gözlerini Macaristan’a çevirmesini sağladı. Tuna Nehri’nin geçtiği Hırvatistan, Sırbistan ve Romanya da Tuna’nın olası kirliliğine karşın acil durum planları yaptı. Sırbistan, Hırvatistan ve Romanya, saat başı nehirde ölçümler yaparak kimyasal maddelerin toksik seviyelerini kaydetti. Zehirli kızıl çamur tabakasından etkilenen çevre köy ve kasabaları ve tarım arazilerinde büyük zararlar ortaya çıktı. Zehirli atık tabakasından en çok etkilenen çevre köyler, artık yaşanmayacak hale geldiler. İnsan hatalarının faturası yine çok ağırdı.

Tuna “Akarım” Diyor

Başta Tuna Nehri olmak üzere, kızıl zehre maruz kalan diğer nehir ve bölgeler için kurtarma çalışmaları başlatıldı. Pek çok kuruluş bu çalışmalara destek verdi ve Macaristan, nehirlerin kurtarılması için seferber oldu. Macar yetkililer, Raba ve Tuna nehrine karışan zehir seviyesini yüzde 10’nun altına indirmek için acilen harekete geçti. Slovakya tarafından da kızıl çamurun Tuna’ya karıştığı yerlerde ölçümler yapıldı ve sonuçların tehlikeli bulunması halinde müdahale edecekleri söylendi. Tuna’ya dökülen derelerden birinde tüm balıkların ölümüne yol açan alkalin seviyesi bir müddet sonra büyük ölçüde düşürüldü. Ancak tüm nehirler ve ırmaklar gözlem altında tutulmaya devam ediyor. Macaristan’da zehirli atığın yayıldığı bölgelerde, kirlilikle mücadele için nehirlere kil ve asitten oluşan bir karışım döküldü. Tuna’ya akan çamurdaki kirlilik düzeyi bazı yetkililerce düşük, kimi ölçümlere göre de son derece yüksek bulunuyordu. Kurtarma çalışmalarından sonra yapılan ikinci ölçümler, beklenenin altında çıkınca çalışmaların işe yaradığı düşünüldü ancak zafer olarak kabul edilmedi. Yine de Tuna, faunasını eski haline getirmek için doğadan aldığı destekle dengesini kazanmaya çalışarak müthiş bir mücadele veriyor.

Zehir, Geçtiği Her Yeri Etkiledi

Raba ve Tuna nehirlerinde ölü balıkların su yüzeyinde yüzdüğünü görenler oldu. Yaşanan felakette, çamur önce geniş alandaki toprağa yayıldı ve toprak çamur içindeki ağır metallerin büyük kısmini emdi. Suyla taşınabilecek kimyasal maddelerin Karadeniz’e ulaşma riski devam ediyor. Bu arada zehirli ihtivanın bir bölümünün kimyasal değişikliğe uğrayarak etkisini azaltabileceği de tartışılıyor. Bu maddeler değişikliğe uğrasa dahi, organizmaların uzun vadede toksik etkiye maruz kalacağı bir gerçek. Bu organizmaları besin zincirine katarak tüketecek insanoğlu da uzun vadede oluşacak hastalıklar açısından risk taşıyor. Kızıl zehirin serbest kalarak yayıldığı bölgelerde bulunan yer altı kaynakları da toksik maddelerden etkilendi. Macaristan yetkilileri, Veszprem bölgesindeki alüminyum fabrikasının yol açtığı bu felaketin telafisinin en az bir yıl süreceğini açıkladı. Belki köylerin toparlanması için bu süre yeterli olabilir ancak sayıları aniden doğal olmayan sebeplerle azalan hatta yok olan canlı türleri ve bozulan ekosistem dengesinin yerine gelmesi onlarca yıl alacak. Doğa, zehri sisteminden atmak için yıllarca savaş verecek.

BBC Dünya Raporu

Yazımızı beğendiysen aşağıda beğen tuşu ile bu gösterebilir, sosyal medya hesaplarından paylaşabilir ve yeni yazılar geldiğinde e-posta ile haberdar olmak için takip edebilirsin. (Follow)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error

Doğanın Takvimini beğendiyseniz birşeyler paylaşın.