Haberler

İzmir orman yangını tartışıldı: ‘Yangın alanları rastlantısal değil’

Bilim ve Aydınlanma Akademisi düzenlediği konferansla İzmir orman yangınını tartıştı. İzmir Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılan konferansta, yangının çıkışı ve yayılmasından, bundan sonra alınabilecek önlemlere kadar pek çok başlık konuşuldu.

Bilim ve Aydınlanma Akademisi’nin bilimsel verilerle İzmir orman yangınını tartıştığı konferans dün İzmir Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapıldı.

Oturum başkanlığını Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Zuhal Okuyan’ın yaptığı konferans, fotoğraf sanatçısı Serkan Çolak’ın yangından 3 gün sonra çektiği fotoğrafların slayt gösterimi ile başladı.

‘ETKİLİ FAKTÖR RÜZGAR’

Yangın Araştırmaları Mühendisi Cemhan Bucak, “İzmir Orman Yangını Özelinde Türkiye’de Yangın Araştırmaları” başlıklı sunumunda, Tırazlı’da başlayan yangının 6 saatte, kuş uçuşu 14 km, gerçek mesafede ise 20 km yol kat ederek Orhanlı Köyü civarına ulaştığını söyledi. Türkiye’deki orman yangınlarının ortalama hızının yaklaşık 4,6 km/sa olduğunu söyleyen Bucak, yapılan müdahalelerle bu hızın 1km/sa düşürülerek 3,5 km/sa olduğunu belirtti. Bucak, müdahaleler sonucu kurtarılan alanlara bakılarak sevinildiğinin ancak kaybedilen alanın çok büyük olduğunun altını çizdi. Yangın çıkmasında en etkili faktörün doğru bilinen yanlışlardan olan “nem” olduğunu söyleyen Bucak asıl faktörün “rüzgar” olduğunu belirtti.  

‘YANGINDAN ÖNCE ÖNLEM ALINMALI’

“2011 yılında, Ege Ormancılık Araştırma Enstitüsü uzmanlarınca Tırazlı yangınının ortaya çıktığı bölgeyle ilgili bir risk analizi yapılmış ve boş olan bölgeye (Tekketepe Yangın Kulesi’nin 3 km yakınlarında) bir adet yangın ekibinin konuşlandırılması önerilmişti” diyen Bucak, yapılması gerekenin pasif değil aktif savunma olduğunu belirtti. Bucak, yangın çıktıktan sonra değil yangın çıkmadan önce önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayarak sunumunu sonlandırdı. 

’25 YILDA ÜLKEMİZİN 3 KATI ALAN YOK OLDU’

Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet Soysal ise “Bir Çevre Sağlığı Sorunu Olarak Ormansızlaşma ve İzmir” başlıklı bir sunum yaptı. Yangınların çıkmasında iklim değişilkliği, demografik etkenler, ekosistem değişikliği, ekonomik-politik etkenler gibi birçok faktörün etkili olduğunu söyleyerek sunumuna başlayan Soysal, bunların hepsini birlikte ele almadan konunun sağlıklı değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, 1990’da karaların %31,6’sı orman iken 2015’te %30,6’sı orman olduğunu belirten Soysal, ilk bakışta %1’lik bir kaybın küçük gibi göründüğünün ancak kaybedilen alanın büyüklüğünün Türkiye’nin yüz ölçümünün 3 katı kadar büyüklüğünde bir alana denk geldiğinin altını çizdi. Soysal, “Aynı zamanda bu kayıp, 25 yıl içerisinde orman alanalarının stokladığı sera gazı miktarının 11 gigaton azalmış olduğunu bize gösteriyor. Verilere bakıldığında ormanlık alan artıyor görünse de nüfus artışı ile birlikte bakıldığında kişi başına düşen hektar olarak ormanlık alan miktarı azalmakta” diye konuştu.

‘İZMİR EN ÇOK YANGIN ÇIKAN İLLER ARASINDA’

Orman yangını nedenlerinin, kasıt, ihmal-kaza, doğal ve faili meçhul olarak sınıflandırıldığını söyleyen Soysal, “1987-2018 verilerine bakıldığında nedenler arasında ilk sırada ihmal-kaza gelmekte ve 2009 yılından beri faili meçhul yangınların arttığı dikkat çekmektedir” dedi. Soysal, “İzmir, 2013-2018 yılları arasında en fazla yangın çıkan iller arasında 3. sırada yer alırken, hektar olarak yanan alan sıralamasında ise 2. sırada” dedi.

Yangınların çevre ve insan sağlığı üzeri etkisine bakıldığında, sera gazını tutacak yutak alanlar olan ormanların kaybı, yangın sırasında yaşanan can kayıpları, hava kirliliği (Pm 2,5-10, SO2) sıralanabilir diyen Soysal, 2.5 Pm solunabilir parçacıkların, kalp damar sistemi, sistemik, fetal solunum sistemi etkilerinin bulunduğuna dikkat çekti. Yapılması gerekenleri, iklim değişilkiğinin durdurulması, orman kayıplarının önlenmesi ve flora ve faunanın korunması ile yangınların büyümeden önlenmesi, yanan ormanların bilimsel ölçekte rehabilitasyonu olarak sıraladı.

‘YANGIN ALANLARI RASTLANTISAL DEĞİL’

Son olarak söz alan Orman Mühendisi Yücel Çağlar da, “Orman ve Maki Ekosistemlerimiz Yanıyor, Çünkü…” başlıklı sunumuna doğru terminoloji kullanılmasının gerekliliğinin altını çizerek sunumuna başladı. Çağlar, orman ve maki ekosistemleri olarak değerlendirmenin doğru olacağını, ülkemizde yangınların çıktığı yerlere bakıldığında tarım arazileri, yazlıklar, turizm yatırımları, madencilik, ulaşım yolları gibi noktalarda olduğunu ve bunun raslantısal olmadığını belirtti. “Orman ve maki eko sistemleri hep yanacak çünkü ülkemizde, orman alanlarının %58’inin orman yangını çıkma olasılığı yüksek olan yerlerde. Orman eko sistemlerinin %49.2’sini tüme yakını kızılçam, karaçam, fıstıkçamı ve ardıç oluşuyor. Büyük orman yangını çıkma olasılığı en yüksek olan 1-20 yaş grubu 22 milyon dönüm orman ekosistemimiz var” diyen Çağlar, iklim değişikliği, kuraklık boyutu gibi bazı bölgelerimizde orman yangınlarını daha da arttıracak etkenleri sıraladı. 

‘YANGIN SAYISI HER GEÇEN GÜN ARTIYOR’

Temel sorunlara deyinen Çağlar, bunların orman eko sistemlerinin yapısal özelliklerindeki değiştirmeler, ormancılık yönetimindeki süreksizlik, yangın önleme ve söndürme çalışanlarının işe alma biçimleri ve koşulları, yangın söndürme çalışanlarının yönetimi olduğunu söyledi. Türkiye’de yangın alanları azalırken yangın sayısının arttığını, bu yüzden de acilen yangın önlemlerinin arttırılması gerektiğini vurguladı. “Her yangın kendi bölgesi ve coğrafi koşulları içerisinde değerlendirilmeli, o bölgede ona göre önlemler alınmalıdır” diyen Çağlar, orman işletme şeflerinin kontol alanındaki alanın fazla olduğunu, bu sayının yaklaşık 3 katı kadar çalışana ihtiyaç olduğunu söyledi. 

‘POPÜLİST KAMPANYALAR YETERSİZ’

Türkiye’de yaklaşık 16000 hektarlık alan başına yalnızca bir orman mühendisinin bulunduğunu, ihtiyacın ise 4000 hektar alan başına bir orman mühendisi olduğunu belirten Çağlar, ayrıca uygulanan rotasyon sisteminin bir sonucu olarak bölgeyi tanımayan kişilerin orman müdürü olarak ordan oraya atanmasının, yangın çıkması halinde bölgenin tanımaması sonucu müdahalede zorluklar yaşanmasına sebep olduğunu vurguladı.

Yangınlar sonrasında popülist kampanyaların gerçekçi ve yeterli olmadığından da bahseden Çağlar, İzmir’de çeşitli kampanyalarla dikilecek fidanların alanının sadece 360 hektara tekabül ettiğini, oysa ki yanan alanın 6000 hektarlık bir alan olduğunu belirtti. İnsanlardan kampanyalarla para toplamak yerine Orman Genel Müdürlüğü’ne verilen ek ödeneğin ağaçlandırma çalışmalarında öncelikli bütçe olarak kullanılmasının gerektiğini söyledi. Yangın sonrası alanın kendi haline bırakılmasının ya da ağaçlandırma yapılmasının bölgeden bölgeye değişeceğini de belirten Çağlar ancak bölgenin incelemesi yapıldıktan sonra ona göre fidan dikiminin ve ne dikileceğinin kararının verilmesi gerektiğine dikkat çekti.  

Çalışma ve sunumların, Bilim ve Aydınlanma Akademisi tarafından rapor haline getirilerek yayımlanacağı duyuruldu.  

soL – Haber Merkezi – Pazar, 29 Eylül 2019 16:17

Yazımızı beğendiysen aşağıda beğen tuşu ile bu gösterebilir, sosyal medya hesaplarından paylaşabilir ve yeni yazılar geldiğinde e-posta ile haberdar olmak için takip edebilirsin. (Follow)

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error

Doğanın Takvimini beğendiyseniz birşeyler paylaşın.