Biliyor musunuz?

Karakoncolos Fırtınası Karagoncoloz Nedir?

Karakoncolos, Koncolos, congolos, karakoncola, Karakonculu, Karakoncilo, Koncolos, gibi farklı isimlerle anılsa da Karakoncolos, kışın Zemheri (Karakış) zamanlarında ortaya çıkarak kötülük yaptığına inanılan cadıya benzeyen yaratığa verilen isimdir.

Karakoncoloz inancına Türkiye’de özellikle İç Anadolu ve Doğu Karadeniz, batıda Macaristan, Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan çevrelerindeki kültürlerde rastlanmaktadır. Kimi yerlerde farklı isimlendirilse de aynı dönemlerde benzer tariflerle karşımıza çıkan bu hayal ürünü yaratığın özellikleri de birbirine benzemektedir.

Türkçe’de rastlanılan ilk kaynak Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’dir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin birinci cildinde İstanbul’u koruduğuna inanılan 17 tılsımdan bahsetmektedir. Bu tılsımlardan on üçüncü “ibret verici tılsım” bir kilisenin altındaki mağara ile ilgilidir. Anlatıldığına göre her sene zemheride (karakış  zamanı) bu mağaradan Karakoncoloslar çıkar ve arabaları ile dünyayı gezerler, sabaha karşı da tekrar mağaraya girerlermiş.

Karakoncolos inancının Türkiye’de özellikle Doğu Karadeniz bölgesinde daha yaygın olduğunu Özhan Öztürk’ün Karadeniz başlıklı Ansiklopedik Sözlüğü’nde “Karakoncoloz/ Karakoncilo” başlığı altında birkaç bölümde görebiliyoruz.

Sürmene’deki aktarımlara göre karakoncola, kuzey rüzgârları estiğinde
büyük kayığında kürek çekerek dere boylarından yukarı çıkar, önüne çıkanı yakar yıkar, yer; halk korkudan yemesi için kapı önlerine yiyecek bırakır, eğer yiyecek bulamazsa evin küçük erkek çocuğunu yermiş (621). Artvin’de de koncolos “yeni doğmuş çocukların ciğerini çektiğine inanılan düşsel bir yaratık” olarak anlatılmaktadır (621).

Yine aynı yörede anlatıldığına göre; koncolozun sandığı vardı, koncoloz adamı öldürür sandığına koyardı. Daha çok suyun başında olurdu, gece kapıya su almaya çıkınca koncoloz önümüze dururdu, denilmektedir. (621). Of, Çoruk’ta daha olumlu olarak tasvir edildiği görülmektedir: “Evlere girer, insanların sohbetlerine ve eğlencelerine katılır, yapılan her şeye ortak olur ama kimseye zarar vermezmiş. En önemli özelliği insanlar ne yaparsa yapsın aynısını taklit etmesiymiş” (621).

Ayşe Duvarcı, “Türklerde Tabiat Üstü Varlıklar ve Bunlarla İlgili Kabuller, İnanmalar, Uygulamalar” başlıklı makalesinde kışın en soğuk günlerinde ortaya çıktığına inanılan bu cinin adının Doğu Karadeniz bölgesinde Karakonculu, Karakoncilo, Koncolos, Yaban Adamı gibi ifadelerle anıldığını belirtmektedir (126).

Sözlü kaynak verilerine göre bu cin özellikle yurdumuzun doğu Karadeniz bölgesinde Karakonculu, Karakoncilo, Koncolos, Yaban Adam gibi adlarla nitelendirilir ve kışın ormandan sahil köylerine fırtınayla geldiğine veya denizden çıktığına inanılır. İnsanı taklit eden ve maymuna benzeyen bu cin özellikle küçük çocukları ve yeni doğmuş buzağıları yemektedir. Bu durumu engellemek için ev sahibi kapıya yörede ‘kuymak’ adı verilen bir yemek koyar (Sürmene Güneşara Köyü) .

Yozgat civarında ise karakoncolos’un adı congolos’tur. Evlere kışın ortasında, soğukların en fazla arttığı zamanlarda (10 ocak- 17 ocak)
uğradığı için Yozgat’ta bu günlere “congolos ayı” denir. Mevsim tarifleri
“congolos girdi, congolostan sonra” şeklinde yapılır. Bu yaratık, açıkta
duran yiyecek küplerine tükürür, idrarını yapar, böylece hastalıklara sebep olurmuş. Bu yolla hastalığa yakalanan insanlara ise ‘marazlı’ denmektedir. Congolos bazen de uyuyan insanı, yakınlarından birinin sesini taklit ederek çağırır, uyanmazsa alıp götürür, dışarıda soğuktan donmaya terk edermiş. Pancar olan evlere gelmeyeceğine inanılan congolosun evlere uğramaması için pancar pişirilip, eşiklere gömülür veya lohusalara, dünürlere, sevilen kimselere verilirmiş (Özbaş 1967: 12).

Türk ruznamelerinde 25 Aralık için “Evvel-i Koncalos”, 6 Ocak
yani on ikinci gün için de “Ahir-i Koncalos” denilmekteydi. Türkler bunun
Noel’den on ikinci geceye kadar etkisini gösteren kötücül ruh olduğuna, gittiği evlerin bolluğunu, bereketini yok ettiğine inanırlardı. Bu kötü ruhu evlerinden uzaklaştırmak için zincirlerle gürültü yaparlardı (46).

Mestan Yapıcı, “Kabak Yemekleri” isimli kitabında Karakoncoloz ve kabak yemekleri ile ilgili geleneklerimiz hakkında bilgi veriyor:
Ödemiş-Beydağ yöresinde zemherinin 27’sinden itibaren üç gün (ocak ayının 18,19,20 si)” Coraz (cadı) gecesi” olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle “cadı geceleri” denebilir. Aynı geceler Çeşme yöresinde “Karakoncolos Geceleri” olarak söyleniyor. Bu günler yılın en soğuk günleridir.
Coraz (cadı) kambur belli, buruşuk yüzlü, elinde değnek, iğrenç ve korkunç kocakarı imiş. Evin bacasından iner, evlerin kızların, kadınların saçlarını elindeki büyülü boynuz tarakla acıta acıta tararmış. Açık su kaplarının içine tükürürmüş. Coraz’a sokakta yakalanmamak için kız çocukları erkenden eve kapanır, sabaha kadar dışarı çıkmazlarmış. Ayrıca yine aynı gelenekten Coraz geceleri müddetince evlerde bamya pişirilmez. Çünkü bamya pişen evde sümüklü böcek, bulgur pilavı pişen evde karıncanın çok olacağına inanılırmış. O geceler süresince kabak yemekleri ve tatlıları yapılır. Bu belirli günlerde kabak yiyenler yıl boyunca boğaz ağrısı görmezlermiş.

Karakoncola şiddetli kuzey rüzgarları estiği zaman dere boylarından gelir, her yere gidebilir ve önüne geleni yakar ve yıkar. Kimseye zarar vermemesi için yörenin yemekleri olan kuymak, huliya, lahana döşemesi gibi yiyecekleri bir tepside kapı dışına bırakır, yaratığın yemesini beklerlerdi. Yaratığa şöyle bağırılırdı: Karakoncola ne istersin? Kuymak mı yoksa buzak mı (buzağı)? Eğer yiyecek bir şey bulamazsa evin küçük erkek çocuğunu yermiş! (Sürmene Mahno)

Farklı kültürlerde görülmesine rağmen büyük benzerlikler taşıyan bu hayal ürünü yaratığın özellikle kışın en soğuk günlerinde görülmesi, denizden geldiğine inanılması doğada görülen fırtınanın bu adı almasına neden olduğu düşünülmektedir.

14 Ocak’a denk gelen kışın en soğuk günlerinde, denizden karaya doğru ilerleyen kuzey rüzgarları ile başlayan fırtına ile bu inanış birleştirilmiş ve her sene yaklaşık aynı tarihlerde ortaya çıkan fırtınaya Karakoncolos Fırtınası denilmiştir.

TÜRKÇE VE YUNANCA KAYNAKLARDA KARAKONCOLOS / KALİKANCAROS İNANCI – Dr. Öğr. Üyesi Şehnaz ŞİŞMANOĞLU ŞİMŞEK

Karadeniz Ansiklopedik Sözlüğü, Özhan Öztürk

Türklerde Tabiat Üstü Varlıklar ve Bunlarla İlgili Kabuller, İnanmalar, Uygulamalar, Ayşe Duvarcı

Gaziantep Ağzı, Ömer Asım Aksoy

Kabak Yemekleri, Mestan Yapıcı, Dönence Yayınları

Yazımızı beğendiysen aşağıda beğen tuşu ile bu gösterebilir, sosyal medya hesaplarından paylaşabilir ve yeni yazılar geldiğinde e-posta ile haberdar olmak için takip edebilirsin. (Follow)

Bir yorum

  • Erin Lacz

    We’re a group of volunteers and opening a new scheme in our community. Your site offered us with valuable info to work on. You have done a formidable job and our whole community will be thankful to you.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error

Doğanın Takvimini beğendiyseniz birşeyler paylaşın.