Biliyor musunuz?

Yenilebilir Enerjiler: SU MUCİZESİ

Yerkürenin yüzde 70’ini kaplayan sular… İnsanoğlunun, iki hidrojen ve bir oksijenin bir araya gelerek oluşturduğu bu mucizevi bileşimin devasa gücünü görmezden gelmesi mümkün değil. Tüm dünyada şu an kullandığımız elektriğin yüzde 25’ini sudan elde ettiğimizi biliyor muydunuz?

Yenilenebilir Kaynaklar Artıyor

Dünyanın her yerinde yenilenebilir enerji kaynaklarını değerlendirmeye doğru büyük bir yönelim var. Gerçekten de teknolojinin hızla gelişmesi sayesinde son 10 yıl içinde yenilenebilir enerji kaynakları dünyanın enerji ihtiyacını karşılamak konusunda ciddi bir alternatife dönüştü. Bu yüzden konuya gerekli önemi veren ülkelerde bu tür yatırımların ölçeği de büyüyor. 2008 yılında AB üyesi ülkelerde güneş, rüzgâr ve biyoyakıt gibi yenilenebilir kaynaklardan sağlanan enerjiyi kullanım oranı toplam tüketimin yüzde 10,3’üne ulaştı. Ancak alternatif enerjileri incelerken elektriğin su gücünden elde edilmesi gibi önemli bir yöntemi atlamamak gerek.

Sudan Gelen Enerji: Hidroelektirik

Akmakta olan suyun yerçekimi gücünü kullanarak elektrik enerjisi elde edilmesi işlemine hidroelektrik denmektedir. Tüm dünyanın kullandığı elektriğin neredeyse çeyreği sudan elde ediliyor. Suyu kullanarak enerji üretebilmek için, suyun yüksekten düşürülmesi ve tıpkı rüzgardan enerji üretirken kullanılanlar gibi türbinler gerekmektedir. Böylece hızla düşen suyun türbini döndürmesiyle jeneratör çalışmaya başlar ve elektrik enerjisi üretilir. Bu yolla üretilen enerjinin miktarı, suyun alt ve üst kolları arasındaki düşey mesafe ve türbinlere birim zamanda ulaşan suyun miktarına göre değişkenlik gösterir. Suyun hareketinden avantaj sağlamak için son yıllarda gel-gitlerden de faydalanmak için yöntemler geliştiriliyor.

Barajlar

Suyun elektrik üretmesini sağlamak için genellikle barajlar inşa edilir ancak doğal yollarla yüksekten dökülen suların bulunduğu çağlayanlar da kimi zaman hidroelektrik enerjisi üretiminde kullanılır. Akarsular ve nehirler hidroelektrik enerjisi üretimi için en önemli kaynaklardır. Su kaynaklarına kurulan hidroelektrik santralleri, sudaki enerjiyi toplayıp elektriğe dönüştürürken basit bir mekanik yapı kullanır. Eğer su doğal yollarla aşağı doğru akmıyorsa, bir sete doğru yönlendirilip, buradan akıtılır. Hidroelektrik güç santralleri, türbinler ve jeneratörlerle beraber, ya inşa edilen barajın taban yüzeyine ya da barajın yakınına kurulur. Bu gibi durumlarda suyun santrale iletimi, döşenen boru sistemleriyle sağlanır.

Türbinler

Hidroelektrik santrallerinde iki çeşit türbin kullanılır. Etkili türbinler; suyun kinetik enerjisini kullanarak dönerler ve jeneratörü çalıştırırlar. Tepkili türbinler ise; suyun hem kinetik hem de potansiyel enerjisini, türbin eksenini mekanik enerjiye dönüştürürler. Bu eksen kendine bağlı olan jeneratörü döndürmeye başlar.

Dünyada Hidroelektrik

İnsanoğlunun suyu, sadece ulaşım ve tarımsal faaliyetler kapsamındaki sulama işlemleri için kullanması gerçekten yazık olurdu. Çünkü dünya üzerindeki elektriğin yüzde 24’ü hidroelektrik santralleri tarafından üretiliyor. Böyle bir enerji üretimi mucizeden başka bir şey değildir. Dünyadaki hidroelektrik santrallerinin ürettiği toplam elektrik enerjisinin miktarı, 3.6 milyar varil petrole eşittir. Kendi elektrik enerjisi ihtiyaçlarının büyük kısmını temel olarak hidroelektrik gücünden üreten başlıca ülkeler, Norveç, Brezilya, Paraguay, Kanada, İsviçre, Venezüella ve Yeni Zelanda’dır. Norveç, ülkedeki tüm elektrik ihtiyacının yüzde 99’una yakınını sudan elde ederken, Paraguay elektrik enerjisi talebinin tamamını hidroelektrik santrallerinden sağlamaktadır. Paraguay ayrıca, ürettiği enerjinin yüzde 90’ını da Brezilya ve Arjantin’e ihraç etmektedir. Hidroelektrik santraller kurarak suyun gücünden elektrik enerjisi üretimi tüm dünyada giderek yaygınlaşan bir alternatif enerji yöntemidir. Sadece Amerika’da 2 bin adet hidroelektrik santrali bulunmaktadır. Hidroelektrik santralleriyle elektrik enerjisi üreten dünya ülkelerinden Çin ve Norveç’te de bu alternatif enerji kaynağı oldukça revaçta.

Çin

Çin’in hidroelektrik enerjisi konusundaki potansiyeli inanılmaz düzeydedir. 50 binden fazla akarsuya sahip Çin toprakları, bu akarsuları elektrik enerjisi üretiminde kullanmakta pek de geç kalmamış. Çünkü ülke, diğer enerji kaynakları bakımından oldukça sınırlı bir rezerve sahip. Dolayısıyla alternatif enerjilere yönelen ülkelerin başında geliyor. Ülkenin enerji ihtiyacının önemli bir bölümü kendi topraklarından elde ettiği kömürden ve petrolden elde ediliyor. Çin’deki akarsuların toplam uzunluğu 200 bin km’nin üzerindedir. Dolayısıyla enerji ihtiyacının karşılandığı alternatif kaynakların en önemlileri arasında hidroelektrik santralleri de yer alıyor. Bir zamanlar 20 kadar barajı bulunan ülkede, günümüzde 20 binden fazla büyük baraj bulunmaktadır.

Norveç

İskandinav Yarımadası’nın Norveç Krallığı’nda elektrik ihtiyacının tamamına yakını, yüzde 98’i hidroelektrik santrallerinden elde ediliyor. Dağların ve fiyortların hakim olduğu bu krallıkta, yağmur mevsiminde yağan yağmurlar ve eriyen kar suları baraj göllerinde biriktiriliyor. Ve bu sudan enerji üretiliyor. Ayrıca Almanya’da rüzgardan elde edilen enerjiyi Norveç’e, Norveç’te sudan elde edilen enerji fazlasını da Almanya’ya transfer edecek bir sistem üzerinde çalışılıyor. Denizin içine döşenecek bir sistemle sağlanacak bu transferle Norveç’in elektrik enerjisini doğal alternatif kaynaklardan elde etme oranı yüzde 100’e çıkmış olacak.

Hidroelekrik Santrallerin Dezavantajları

Elektrik enerjisi üretmek için suyu kullanmanın ve onu kullanma yöntemlerinin rakamlarla ifade edilişi, yalnızca olumlu taraflarını yansıtmak olur. Oysa hidroelektrik santralleri ve baraj yapımlarının avantajları kadar dezavantajları hatta ekosistem üzerine etkileri de bulunmaktadır. Örneğin; hidroelektrik güç santrallerinin geniş rezervler gerektiriyor oluşu ve baraj yüzeylerinin suya batırılması, akarsu yataklarındaki ormanların, bataklıkların ve yeşilliklerin bulunduğu alanlar kadar barındırdıkları biyolojik çeşitliliği de yok etmektedir. Bu alanların yok oluşu, rezervlerin çevre bölgelerdeki habitatları bölüyor olması gerçeğiyle daha da dramatik bir hal alıyor. Akan suyun, debisinden ağır maddeleri taşıma gücü bulunmaktadır. Bu durum akarsulara kurulan barajlar için kirlilik gibi son derece olumsuz sonuçlar doğurabilir. Ve kirlilik, tüm rezervi kaplayarak baraj tepesindeki baskıyla sağlanan su taşkınlarının kontrolünü sıkıntıya düşürebilir. Bazı rezervler tamamen tortuyla kaplanıp kullanılmaz hale gelebileceği gibi, su salınımı sırasında kontrol dışına çıkabilir.

Hidroelektrik santralleri sudaki ekosistem ve barındırdığı bitki örtüsü üzerinde yıkıcı etkiler yaratabilir. Hidroelektrik santralleri, kurulduğu akarsuyun aşağı akım bölümlerindeki çevrede de bazı değişikliklere sebep olur. Türbinleri döndüren suda az miktarda da olsa asılı kalan bir tortu miktarı vardır. Ve bu maddeler nehir yataklarını oyarak kaynakların yok olmasına neden olabilir. Türbin kanallarının sıklıkla açılmasıyla, nehir akımlarında uzun vadede değil günlük iniş çıkışlar dahi tespit edilmiştir. Tropikal bölgelerdeki güç santrallerine ait rezervlerin önemli miktarlarda metan ürettiği ortaya çıkmıştır. Bu, anaerobik bir çevrede çürüyen taşkınlardaki güç santrali materyallerine bağlı bir durumdur. Ve metan ihtiva etmek demek, potansiyal seragazı etkisi yaratan gaz ihtiva etmek anlamına gelir.

Dezavantajları

Ancak tüm bunlara rağmen, hidroelektrik enerjisi kullanımının en önemli avantajı, yakıt maliyetini ortadan kaldırıyor olmaktır. Bir hidroelektrik santralini işler halde tutmak için petrol, fosil yakıtlar ya da doğalgaza ihtiyaç yoktur. Bu yakıtları ithal etmek için de masraf yapılmamış olur. Hidroelektrik güç istasyonlarının dağlık bölgelerde kurulması ve elektriğin uzak yerlere iletilmesi gerektiği halde yine de bu yolla enerji üretimi oldukça ucuza maledilir. Çünkü yakıt olarak kullanılan su, bedavadır. Ayrıca işletme masrafları da düşüktür. Kurulan baraj çevresine içme, kullanma ve sulama suyu da sağlar. Hidroelektrik barajları fosil yakıtla çalışmadığı için atmosfere karbondioksit gazı da salmazlar. Bir hidroelektrik güç istasyonu kuruluşunun imalatı ve inşası sırasında bir miktar karbondioksit üretiliyor olsa da, fosil yakıtlarla çalışarak enerji üreten tesislerin ürettiği miktarların yanında oldukça küçük kalıyor. Son olarak, hidroelektrik santrallerinin kurulu olduğu rezervler, çeşitli su sporlarının yapılmasına imkan tanıyarak çektiği turistlerle ülkenin turizmine de katkıda bulunur.

BBC Dünya Raporu

Yazımızı beğendiysen aşağıda beğen tuşu ile bu gösterebilir, sosyal medya hesaplarından paylaşabilir ve yeni yazılar geldiğinde e-posta ile haberdar olmak için takip edebilirsin. (Follow)

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error

Doğanın Takvimini beğendiyseniz birşeyler paylaşın.